• Trial
    • Summary
    • Testimonies
    • Defenses
    • Judgment
  • Blog
  • Help
    • Guide
    • Report an issue
    • Discussion
    • FAQ
  1. Defenses
  2. Enes GÜRAN
  3. Law. Mahir AKBİLEK
  • Defenses
    • Nevzat BAHTİYAR
      • Law. Ali ERYILMAZ
      • Law. Adnan ATAŞ
    • Yüksel GÜRAN
      • Law. Yılmaz DEMİROĞLU
      • Law. Furkan ÇAKIR
      • Law. Doğuş Can KURUCU
    • Enes GÜRAN
      • Law. Mahir AKBİLEK
      • Law. M. Fatih DEMİR
      • Law. Recep KIZILOK
      • Law. Mustafa DEMİR
    • Salim GÜRAN
      • Law. Onur AKDAĞ

On this page

  • Av. Mahir Akbilek ​
    • Bilirkişi Atanma Usulü ve Yemin Tutanaklarındaki Eksiklikler ​
    • Bilirkişi Raporunun Meşruiyeti ve Delil Niteliği ​
    • Bilirkişi Metodolojisinin Bilimsel Dayanağı ve Alternatif Çalışmalar ​
    • HTS Verilerinin Güvenilirliği ve Daraltılmış Baz Çalışmasının İddiaları ​
    • GSM Şirketlerinin Konum Bilgisi Depolama Yetkisi ve Teknolojik İmkanları ​
    • Bilirkişi Çalışmasının Geçersizliği ve Enes Güran’ın Beyanı ​
    • Salim Güran İddiaları ve Ortak Faillik Tartışması ​
    • Müşterek Faillik Kurumunun Tanımı ve Uygulanışı ​
    • Ortak Faillik İddiasının Somut Olaydaki Yetersizliği ​
    • Yargılama Sürecinin Anormalliği ve Beraat Talebi ​
    • DARAN-2 Kamera Kayıtlarının Değerlendirilmesi ve UKB’nin Hataları ​
    • Kamera Görüntülerinin Savunma Bakış Açısıyla Yeniden Yorumlanması ​
    • Üç Boyutlu Görüntü Analizi ve Mekan Yorumları ​
    • Mevcut Delillerin Reddi ve Enes Güran ile İlişkilendirme Eksikliği ​
    • Soruşturmanın Ön Yargılı Seyri ve Mobil Baz İstasyonlarının Gizlenmesi ​
    • Bilirkişi Raporunun Taraflılığı ve Nevzat Bahtiyar’ın Korunması ​
    • Nevzat Bahtiyar’ın Çelişkili Beyanları ve Motivasyonları ​
    • Nevzat Bahtiyar’ın Olası Amacı ve Kolluk Kaynaklı Hatalar ​
    • Nevzat Bahtiyar’ın Fail Olma İhtimali ve Ailesinin Tutumu ​
    • Kolluk Çalışmalarındaki Ön Yargı ve Sosyolojik Etiketleme ​
    • Kolluk Tutanaklarının Bağlayıcılığı ve Telefon Kaydı İddiaları ​
    • UKB’nin Ehliyetsizliği ve Bilimsel Yaklaşım Talebi ​
    • UKB’nin İhmalleri ve Enes Güran’ın Yaraları Üzerine Yorumlar ​
    • Yaralanmaların Kökeni ve Sosyolojik Açıklama ​
    • Sanık Beyanlarının Değeri ve Adil Yargılama Talebi ​
    • Yargılamanın Sonucu ve Enes Güran İçin Beraat Talebi ​
  • Edit this page
  • Report an issue
  1. Defenses
  2. Enes GÜRAN
  3. Law. Mahir AKBİLEK

Defense by Enes Güran’s Counsel for the Defendant

Reading Time ~ 1 h 8 min
Word Count 7618

Av. Mahir Akbilek ​

Bilirkişi Atanma Usulü ve Yemin Tutanaklarındaki Eksiklikler ​

Sayın heyet, biz sayın iddia makamının esas hakkındaki mütalaasına iştirak etmiyoruz. Ben başlık başlık gideceğim. Şu an daralan baz çalışması ile ilgili görüşmelerimi ve savunmayı açıklayacağım. Yemin tutanağından başlamak istiyorum. Sayın başkanım, 3 Eylül 2024 tarihli yemin tutanağı, bildiğiniz üzere ceza muhakemesi kanunun 64. maddesi bilirkişiler atanma usullerini belirler. Sıkı şekli şartlara haiz bir maddeden bahsediyoruz. Sıralar burada yemin metni de aynı şekilde ifade edilir ve biz maddenin lafzından anlarız ki, atanan bilirkişi yeminden sonra başlamak durumundadır. Bir kez yemin ile yetinilebilir, yani ardışık bir görevlendirme olursa aynı ana konuyla bağlantılı ikinci yemine hacet yoktur ama yemin başlangıç için gerekli mantıklı da. Zaten 3 Eylül 2024 tarihli yemin tutanağı 2024/46201 bütün problemlerin sebebi olan soruşturma dosyasının numarası burada adı geçen Mustafa AKARSLAN, Mukaddes SÜS, Hasan ÇAM bilirkişi olarak görünen kişilerin imzaları görünmüyor metinde. Ancak iki unsur iki husus var. Birinci husus, bilirkişinin itiraz üzerine ve sayın mahkemenin resen belirlediği sorulara cevap olmak üzere gönderdiği ek raporundaki açıklamadan yararlanırsak, eğer bilirkişinin iki sahaya gittiği anlaşılıyor 29 ve 30 Ağustos 2024 birinci tur, 8 ve 9 Eylül 2024 ikinci tur. İkinci turun sebebi Nevzat Bahtiyar’ın yokluğunda çalışma yapılmış olması. Mantık gereği çünkü Nevzat Bahtiyar 8 Eylül’ü 9 Eylül’e bağlayan gece yarısından önce. Bu dosyada kapsamında cumhuriyet savcıları da dahil, bilinmiyor olması gerekiyor. Dolayasıyla bilirkişiler de Nevzat Bahtiyar’ı bilemeyeceğine göre eksik şüpheliler temelinde bir çalışma yapmış olsa gerek. Birinci problem yemin etmemişsin. Nereden biliyorsun göreve başlayacağını? Bu nasıl bir öngörü yeteneğidir? 29 Ağustos’ta gidiyorsun, hangi yetki ile gidiyorsun? Kim seni yetkilendirdi? Zaten senin hangi ilin bilirkişi listesinde olduğun tam bir muamma. Varsın, odalardasın, gidiyorsun, geliyorsun birileri ile görüşüyorsun. Silahların eşitliği ilkesi yok. Biz senin var olduğunu dahi bilmiyoruz ama müvekkilim Enes Gürün hakkında da aslında aleyhe ifade veren tanıklarsınız, bizim açımızdan tanıksınız. Siz iddia ediyorsunuz.

Bilirkişi Raporunun Meşruiyeti ve Delil Niteliği ​

Müvekkilin Nevzat Bahtiyar ile aynı evin içerisinde belirli zaman döngüsünü iddia eden sizsiniz. Evrakınız bilirkişi raporuna haiz değil, sizi sorgulayamıyoruz, sizi göremiyoruz. Önce göreve başlayıp günler sonra yemin ediyorsunuz. Yemin tutanağında imzanız yok, bir sıkıntı daha var. O çok büyük bir sıkıntı zaten. Aynı yemin tutanağının altını okudunuz mu? Der ki, yazıyı ve ekindeki soruşturma dosyasını teslim aldım. Kim bunu der? Bize göre tanıklar. Bizim açımızdan bunlar tanık. Mustafa AKARSLAN, Mukaddes SÜS, Hasan ÇAM 3 Eylül 2024. Şimdi bu tanıkların bilirkişi görünümlü tanıkların kendi ek raporlarındaki ilgili kısmı okuyacağım. “Narin Güran cinayeti ile ilgili olarak dosyada bulunan HTS kayıtları ve Salim Güran’ın ilki ifadesi dışında herhangi bir delile temas edilmemiş, ifadelerden örnek alınmamış ya da kamera kayıtları ile ilgili tutanak alınmamış olup sadece sahada yapmış olduğumuz çalışmalar sonucu elde edilen veriler raporlanmıştır”. 3 Aralık 2024 kimden sadır olduğu belli olmayan imzalar, aynı 3 tanık. Sayın başkan, kimin aklı ile oynuyorlar? Böyle bir usul yok. Var mı? Bu mu? Meşru mudur veya savunulur mu? İnsan bunu savunur mu? Bir hukukçu bunu savunur mu? Bunu savunan neyi savunduğunu da bir araştırsın bir zahmet sonra bunun içerisindeki görüşlerin teknik olarak doğru olup olmadığını konuşuruz. Şekli yönden bilirkişi heyetinin kuruluşu ile ilgili seramoniye uyulmaması yönünden, yasayı hiçe sayması yönünden usul yasamızı hiçe sayan bir oluşumdur bu, bir belgedir bu. O başlı başına bir sorun, başlı başına bir problem. Yasak delil yani özetle yasak delil sayın mahkemenin yapması gereken bir ara kararla dosyanın dışına atmasıdır. Düzenleyen kişilere doğru geri göndermesi gerekiyor. Takdir sizin tabii ki. Gelelim takip ettiği bilimsel metoda. Öyle demiş ek raporunda. Bize kızmış. Demiş beni nasıl eleştirirsin diyor. Ben öyle bir çalışma yaptım ki diyor, içinde diyor, bir kırıntı yorum yok bulamazsın diyor. Ya içinde böyle bir kırıntı taşımayan biyoloji kitabı yok, sen nasıl bir dehasın sen ne buldun Japonya’nın bulmadığı, Çin’in bulmadığı ki vatandaşları neredeyse nöral çip takacak, adamlar bunu tartışıyor.

Bilirkişi Metodolojisinin Bilimsel Dayanağı ve Alternatif Çalışmalar ​

Bizim teknolojik seviyemiz ortada, yani şimdi, yani Allah’ın bildiğini kuldan mı saklayacağız? Teknolojik seviyemiz ortada. Böyle bir imkan olacak, bu davayı mı bekleyecek yani? O kadar kumpas davası olmuş, o kadar kamuya önem olmuş, dava olmuş canlı yayınlanmış bu davayı bekleyecek, ondan sonra hiçbirimiz de konuşamayacağız. Böyle bir şey yok. Kıymetli çalışmalar var. Sayın başkanım, bizi üzen buna tartışmasız iman etmemizin beklenilmesi oldu. Bu bizi çok üzdü çünkü tam anlamıyla kanıtlanmamış, formüle dönüşmemiş her uygulandığı noktada aynı sonucu verecek kesinliğe erişmemiş hele hele bu kadar kıymetli, bu kadar önemli bir alana nüfus edecek, gelecek dahi etkili olacak bir delillendirme metodunu tartışmadan, etmeden kabul etmemizin beklenilmesi bizi çok üzdü. Savunuldu da, çok ciddi savunuldu. Tartışmamız tartışıldı. Nasıl tartışırsınız diye. Zaten bilirkişinin ekstra tartışmasına gerek kalmadı. Yani kaynağını kendisi gösteren bir bilirkişi şu anda kaynak ben diyor. Şimdi bir eser yazarsınız, bir bibliyografya yaparsınız, bir eser bir makale yazarsınız hakemliği olur, dayanaklarınızı tek tek gösterirsiniz. Dayanaklar siz olamazsınız. Birinci kural başka insanlar başka çalışmalar dayanak gösterirsiniz. Biz sizi böyle denetleriz. Bu rapor dayanak olarak kendini gösteriyor. Bizzat benim diyor. Dayanak bir kitap daha var. Bu şekilde kıyas kabul etmez değil mi? Kıyas kabul etmez. Sayın Nazlı Güney hocamızın 2020 tarihli, geçerliliğini halen koruyan bir çalışması ve ortak bir çalışma sayın Levent MAZILIGÜNEY, sayın Koray PEKSAYAR ve sayın Berker KILIÇ adli bilişim uzmanı. Adli bilişim uzmanı yüksek mühendis, adli bilişim uzmanı yüksek mühendis, Hukukçu. Ne güzel unvanlar yazıyor. Gizli saklı bir şey yok. 10 Haziran 2020 tarihli bir çalışmadır bu. 10 Haziran 2020 tarihli bir çalışmadır, bu çok kapsamlı bir çalışmadır. Meslektaşım Mustafa Demir celse arasında sunduğu itiraz mahiyetli esasen tevsi tahkikat talepli ve kendi içinde itirazları da barındıran dilekçesinde bu çalışmayı da ek olarak sunduğu için ben sadece çok özet, çok çok özet geçeceğim. Çalışma prensip olarak şunu söyler. Der ki, HTS terminalleri, HTS baz kuleleri, HTS terminalleri petek sistemi ile genelde Türkiye içerisinde inşa edilir. 10 km’lik aralıklar ile konumlandırılırlar. Amaçları iletişimi daha sağlıklı bir hale getirmektir.

HTS Verilerinin Güvenilirliği ve Daraltılmış Baz Çalışmasının İddiaları ​

Kesintisiz iletişimi sağlama iddiası var. Çok temel bir şey unutuldu. Bunlar GSM Şirketleri. Bunlar şirket yani. Bu bilgi teknoloji kurumu ile karıştırılıyor. Aslında sanırım bu veriler sayısal halde bilgi teknoloji kurumuna teslim edildiğinde arada bir denetim mekanizması yok. Yani anladığımız anlamda da bir kök imza, bir e-imza yok. Bir denetleme kurulundan geçip geçerliliği ve bilimsel ilkelere uygunluğu denetlendikten sonra kamuya veya yargı makamlarının değerlendirmelerine yollanmıyor. GSM şirketi isteneni kendinde tutuğu veri kaynağında BTK’ya gönderdikten sonra BTK onu sadece formülize edebiliyor. Gönderiyor mahkeme dosyalarına, HTS raporları dediğimiz raporlar şekline geliyor. HTS raporları sonucu elde edilen baz verilerinin bile delil yeteneği, delil gücü, ispat gücü tartışmalıyken ve yargıda mutlak delil, kesin delil tek başına hüküm tesisine elverişli hükmü daha kabul edilmezken daha bunun tartışması sürerken bunu aşıp bir de sadece kullanıcının, mobil kullanıcının belirli bir HTS terminaline bağlı olduğu adres ve anı ve ki o an da HTS raporlarında artı eksi 5 dakika riski barındırır, yani biz çok spesifik bir konu olarak önümüze çıkmadığı için henüz bunlar bize denk gelmedi. Biz tartışma gereği duymadık fakat literatürde o verilerin, o ham verilerin bile artı eksi 5 dakika yanılma payı ile kabul edildiği, ilgilileri bunu bilir, bu şekilde kullanırlar, bu verileri daraltılmış baz çalışması ise bi on adım daha ileri geçerek; der ki ben senin geçmiş tarihli bir konuşmandan bir veri trafiğinden yararlanarak HTS terminalinde gömülü bulunan, yani orada kayıtlı bulunan verilere erişim, ben burayı biraz sonra söyleyeceğim, kayıtlı bulunan bir veri de yok. Çünkü ve senin geçmiş tarihli konum baz konum bilgilerinden faydalanarak senin bir metre bir metre sadece fark ile ve iki metre mesafe farkı ile 1 dakika zamansal fark ile ben senin yerini kesin bir şekilde söylerim. Zamanın hiçbir önemi yok. Yeter ki elimde senin o tarihe ilişkin elimde HTS kaydı olsun diyor. Bu mümkün değil. İmkanı yok. Canlı yaparsın, o da ne şartla? Araştırdık.

GSM Şirketlerinin Konum Bilgisi Depolama Yetkisi ve Teknolojik İmkanları ​

Hukuken mevzuatımızda GSM şirketleri yani tacir olan GSM şirketlerinin bu yönlü kişilerin bu konum bilgilerini kendi veri bankalarında depolama gibi bir yetkileri bulunmadığı gibi böyle bir yetki bulunmadığı gibi böyle bir mekansal ve teknolojik imkanları da yoktur. Çünkü bahsettiğimiz Mazılıgüney hoca ile yüz yüze görüşme fırsatı bulduk. Bu konuyu konuştuk. Hassaten, hocam var mıdır böyle bir veri bankası? Elon Musk’ınki gibi, böyle Microsoft’unki gibi TB’larca? biz hala GB konuşuyoruz ya, TB’lar daha da ötesi böyle bir veri depolama bankası yok. Kötü haber, yok yani. Buradan kastım yok, üçgenleme yapacaksan senin elinde iki kesin veri olacak. O verilerden bir tanesi sinyal gücü, ikincisi de açı. Bu ikisi kesin olacak. Yani bunlar tartışılmaz olacak ve bunlar depolanmış olarak sana sunulacak. Böyle bir kurum yok. BTK’da böyle bir teknoloji yok. BTK’da resmi olarak böyle bir teknoloji yok, GSM şirketlerinde de yok. Nereden getirdiniz bu verileri? Yok getirmediniz aslında. Bilirkişi gidip sahada normal bildiğimiz tekerlekli metre ile veya duvarcıların kemerlerine bellerine taktıkları mekanik metre ile, en fazla lazer metreler ile önceden tespit ettikleri harita üzerinde tespit edebildikleri HTS kulelerinin yerlerinden ve kulelerin kimliklerinden faydalanarak, aslında o kulelerin kendi, aslında o kulenin sinyal gücünü biliyor, bulabilirsin doğrudur veya o kulenin senin tahmini duracağın yere olan açısını. Çünkü bilirkişi sahaya girdiğinde, atıyorum Enes Güran’ın ifadeleri alınmadığını varsayıyoruz ya, sayın başkanım ifadeleri bilmiyor zaten bilirse peşin gidip kılıf uyduracaksın, etki altında kalacaksın, o yüzden diyor ifadeleri almamışım. Yanıma tahmini bir yerde durup cep telefonu ile şahit arama ve mesaj gönderme şeklinde veri transferi başlatıp kule ilgili arasındaki açı ve sinyal gücünü hesaplayacak, burada senin yapacağın canlı konum tespitidir. Sen canlı konum tespiti yapmaya çalışıyorsun. Senin yaptığın şeyin yemek sepeti şirketinin yaptığı şeyden farkı yok ve o esnada da aldığı kendi kullandığı, cebinden çıkartıp örnek için kullandığı cep telefonun bir sinyal gücünü ölçsün de hepimiz de görelim. Açsın, açsın onun sinyal Iphone’lar DAABS gruplarında ölçülebiliyor.

Bilirkişi Çalışmasının Geçersizliği ve Enes Güran’ın Beyanı ​

Sayın başkan, açsın bakalım bir dakika içinde sinyal gücü değişiyor mu? Değişmiyor. Durduğu yerde kımıldamasın, hiç kımıldamasın. Yerinde sabit kalsın, bakalım senin metnin kutsal mı, değil mi! Tartışılmaz mı, değil mi! göreceğiz. Senin kendi cep telefonundaki değişecektir. ABS tabanlı Iphone kullanan var ise açsın baksın. Dediğimiz doğru çıkacak. Dolayısıyla böyle bir teknolojisi yok. İnanmak isteyen inansın. bu şimdiki teknolojik imkanlar ile mümkün görülmüyor. Ne yazık ki mevcut delil yöntemleri ile klasik bildiğimiz bilirkişiler ile devam edeceğiz. Bu arada sayın başkan normal şartlarda HTS daralan çalışması bizim müvekkilin kaba tabirle hesabına gelir. Konuttadır, uyuduğunu beyan etmektedir. Uyuduğuna yönelik beyanını destekleyen değişik yaş aralıklarda akrabaları mevcuttur. Yine aynı konutta ikamet etmeyen birinci derece kan hısımı olmayan bir başka uzak akrabası da bu beyanı desteklemektedir. Telefonu da hareketsizdir. GPRS hareketlerine bakılırsa baz verisinin olmadığı, GPRS hareketli olduğu anlaşılacak ama GPRS hareketli de bu arada güvenilir değil. GSM şirketler 8 saate bir kayıt yapıyor. Onu da araştırsa arkadaşlar iyi olur. Yani oradaki kimliklendirmeler de bu kadar net isnatlarda bulunmaya elverişli değil. Şu an bunlar, bu teoriler doğru olsaydı bir çok yargılamaya gerek kalmazdı. Zaten robotik yargılamalar yapılırdı. Baz raporunun diğer dosyadaki diğer deliller ile maddi deliller ile çeliştiği yerleri meslektaşlarım daha önceki celsede uzun uzadıya anlattılar. Sayın başkan, o kısımla ilgili her ne kadar benim sanığım olmasa da, benim müvekkilim olmasa da raporun ciddi çelişkisine en azında görünür çelişkisine dikkat çekmesi açısından belki çok kısaca değinebilirim, Salim Güran’ın gece vakti bir araç ile kimliği belirlenemeyen bir araçla gömü alanı olarak tabir ettikleri noktaya gittiği yönlü iddiası birden fazla maddi delil ile çürütüldü. Yani teknolojik bir aygıta ihtiyaç duymaksızın çıplak insan beyniyle denetlenebilir deliller ile çürütüldü. Bunun da ötesi yok. Zaten ha kaldı ki bunu ileri sürenler o aracın içerisinde andıkları sanığın olduğunu ileri sürenler keşke daha dikkatli DARAN-2 kameralarını inceleseydiler.

Salim Güran İddiaları ve Ortak Faillik Tartışması ​

O aracın ışıklarına bakmışlar herhalde sadece araç hareketliliğinin gömü alanı olarak belirledikleri yerdeki duraklama süresi onlara garip gelmiş anlaşıldığı kadarıyla, ama o aracın hareketliliğini takip etseydiler o aracın aslında arayanla, benim kendi görüşümdür bu arada, etrafında çünkü sivil insanlarda görünecek gece karanlığında siluetler insan olduğu belli olan şahıslar görünecek, bunlarda ellerinde ışıklarla muhtemelen cep telefonu ışıklarıdır veya küçük taşınabilen ışık üreten cihazlardır, aslında arama tarama faaliyeti yapıyorlar bekleneceği üzere, aracın da hareketi dikkatle izlenirse görünecek ki yönünü değiştirip ışıklarını açıyor, bekliyor sadece. Orada durmuyor. Bağlamından da koparmayı başarmışlar, sanki araç direk geldi, hiç kestirmeden düm düz geldi, orada durdu gibi yapmışlar. Bu da şık olmamış çünkü takip edilebiliyor. Kamera kaydının öncesinde duruyor. O yerinde sabit duruyor. Şimdi sayın başkan esas hakkında mütalaa ile ilgili müşterek faillik meselesi açıklamaya muhtaç bir konu. Burada da çok enteresan bir yeni bakış açısı geliştirilmeye çalışılıyor. Yasa koyucunun iradesi aşılmaya çalışılıyor, yasa koyucunun iradesinin aşıldığının kendi tanımlarından biliyorlar. Hukukçu 37/1 yardım eden ile ilgili bir maddeden ayırt edebilir veya azmettirme ile asıl maddi faili şeriki bu kavramları bilir. Bilmemesi beklenemez. Burada müşterek faillik kurumu ile ilgili iki kurucu ayak olduğu tartışmasızdır. Sunulan hem iddianameye hem yanılmıyorsam esas numarası sunulmamış karar ve esas numarası sunulmamış ancak bir ceza genel kurulu kararının içtihat metninin içinden kesilip alınmış ve esas hakkında mütalaanın ilgili paragrafına eklenmiş bir tanım kısmı ki normaldir bu çünkü Yargıtay Ceza Genel Kurulu zaten Yerleşik İçtihat oluşturur, İçtihat birleştirme mekanizmasıdır. Bir kere oluşturulduktan sonra o görüşten vazgeçene kadar o metninden faydalanılır. Onda bir gariplik yok ama esas ve karar numarası ile tarihinin belirtilmesi daha doğru olurdu kanaatindeyiz. Nitekim zaten esas hakkında mütalaa benim görüşüm demek değil mi benim görüşüm anlamındadır bana göre bence anlamına geliyor, nasıl olduğunu siz karar vereceksiniz yani tam olarak isnat eylemlere

Müşterek Faillik Kurumunun Tanımı ve Uygulanışı ​

Şimdi sayın başkanım, esas hakkındaki mütalaa, katılan kurum vekillerinin yazılı savunmayı ibraz eden ve onu sözlü olarak mahkemede tekrar eden kıymetli vekillerin, yine katılan bakanlık vekillerinin aynı şekilde yazılı ve sözlü müfrez savunmalarında bana göre atladıkları çok açık olan, gözden kaçması da mümkün görülmeyen eksiklik müşterek faillik kurumunda sadece fiil ögesinin tartışılamayacağıdır. Orada sunduğumuz benim sadece esas ve karar numaraları ile tarihlerini belirteceğim ceza genel kurulunun içtihat birleştirme kararlarında, içlerinde açıkça görüleceği üzere hem kararda sizin birleşmeniz gerekiyor ki bu ön koşuldur. Bir suç işleme kararının icrası öncesi bir karar olacak. Manevi unsur sonra eylemi tartışacağız. Sonra eylem söz konusu olacak. Evet, doğrudur. Kanun koyucu eylem aşamasında ikinci aşamada gerekirse müşterek failin fiile doğrudan iştirak etmemesi halinde dahi cezalandırılabilmesini belirli şartlar altında aksi halde azmettirmekten bahsederiz. Yönlendiriyorsun, çünkü emir ve komut altında veyahut suçun sonrası suçun tamamlanmasından sonrasında ise senin eylemine bakarız. Yardım eden misiniz, suçluyu mu kayırıyorsun, arkasından delilleri mi topluyorsun ayrı bir tanımdır. Ayrı bir ama müşterek fail önce kararda birleşecek, bu uygulayıcı tarafından tespit edilecek. Bu kararda birleşti. Örneğin bir kişi yanına tabanca alır, Ahmet’i öldürmek üzere bir saik oluşturur. Bunu genel kasta dökecektir. Mehmet’i de çağırır, gel sen de benim ile Mehmet’e Hasan’ı çağırmış olsun. 3 ettiler. Öldüreceği kişi de bir kafeterya da iç kısımda oturuyor olsun. Kamuya açık bir alanda bu kafeteryanın içerisinde başka şahıslarda olsun başka vatandaşlar da oturuyor olsun. Hakikaten içeriye iki kişi içeriye girsin, bir kişi dışarıda kalsın. Kapının önünde gözcülük dediğimiz unsuru gerçekleştirsin. Tabanca ile ateş edecek, asıl maddi fail ile birlikte içeri giren kişi de tabanca olmasın, bir bıçak olsun ve oturan diğer şahıslara doğru o bıçağı çevirip biraz sonra gerçekleşecek eyleme karışmalarını, onu önlemelerini veya faile saldırmalarını engellemiş olsun. Eylem bu şekilde tamamlansın, fail amacına ulaşsın, maktul öldürülsün, şahıslar yakalansın. Evet burada müşterek faillikten bahsederiz.

Ortak Faillik İddiasının Somut Olaydaki Yetersizliği ​

Evet, fiil üzerinde hakimiyet tesis edilmiştir. Şu anki uygulamamız da böyle bir yargı silsilesi sonucunda yerelde verilecek olan mahkumiyet kararı onanacaktır. Şimdi somut olaydaki tespitiniz sayın iddia makamı, bu yönlü bir tespit midir, bu şekilde bir tespitten mi bahsediyoruz? Yani daha somutlaştıralım. Enes, Nevzat, Salim ve Yüksel nasıl, hangi yöntemler ile, ne şekilde olduğunu tespit etmiş olduğunuz şekilde Narin’i öldürmek kararı aldılar? Bu kararı tespit ettiniz, deliller ile de bunu gösterdiniz. İddianamenizde daha sonra da mütalaanızda daha sonra bu kararın icrası kapsamında da fiile başladılar. O fiilde iş bölümü de olabilir. Demin verdiğim örnek de olabilir. Faillerden bir tanesi mekanın dışında da bekleyebilir ama yasa uygulayıcı ona da bir rol biçecektir. Diyecektir ki, belki de maktul kaçabilecekti, sen o kapıyı tutarak maktulun de seni görebileceği bir nokta da durarak maktuldeki kurtulma umudunu yok ettin. Sen de fiil üzerinde hakimiyet tesis ettin. Doğrudur. Somut olayda bunu mu hedeflediniz, böyle midir tespitiniz? Çünkü biz iddianame ve mütalaayı defalarca okuduğumuzda tespit göremiyoruz. Hatta net gözle görünür bir senaryo da yok, bu da çok can sıkıcı çünkü bir kasten öldürme eyleminin yargılaması yapılıyor şu anda. Senaryo şart, senaryo şart. Bir senaryo olacak, o senaryoya da sujeler tek tek tek yargılama sürecinde oturacak böylece işte 100% kesin dediğimiz hiç kimsenin karşı çıkamayacağı o sonuç ortaya çıkacak. Manevi unsur tespiti yok, fiilin nasıl gerçekleştiğinin tartışılma gayreti yok, olası faillerin, yasada olmayan bir kavram, olası fail yok, olası kast var, olası fail yok. Ama olası faillerin peşinen fail kabulü ile ne şekilde fiil üzerinde hakimiyet kurduklarını, yargı yolu dahil her evre ve aşamada açıkça gösterecek olan hangisinin hangi eylemi ile bu fiil üzerindeki o baştan tespit ettiğiniz fiil üzerindeki hakimiyetini ortaya koyacak bir anlatı dahi yok. Yargılamada benim kastettiğim buydu sayın başkan. Ben bunu kastettim yoksa hiçbir şekilde yargılamayı uzatma gibi bir niyetim yoktu, amacım yoktu. Erken bitmesi de benim hesabıma gelir, eve daha erken giderim, daha az yorulurum çünkü çok olağan dışı bir yargılama yapıyoruz.

Yargılama Sürecinin Anormalliği ve Beraat Talebi ​

Çok kıymetli ama çok olağan dışı, hakikaten çok olağan dışı, bari değsin bari ettiğimiz çıkacak sonuca değsin. Yoksa canlandırmalı keşif talebimin bir nedeni vardı. Sayın başkan, sayın iddia makamı ortaya bir senaryo koymadığı zaman işte sanıklar senaryo koyarlar ortaya, hatta tanıklar gelir senaryo hatta aslında birlikte açılması gereken dava tefrik olur. Orada kalan ana dosyada ana soruşturma dosyasında kalanlar kalan sujeler bu yargılamaya getirdiler. Burada tanık olarak ifade verirler ama bu bile dışarıda tartışılır. Bunları nasıl getirtirsiniz buraya? Bunların nasıl beyanını alırsınız? Bunlar zaten bu dosya kapsamında ana dosyada beyanları var ve bunlar yargılanıyorlar. Bunların bir kısmı cezaevinde bunların tanıklık beyanının ne değeri olabilir? Bu aşamadan sonra düzeltilebilir mi, dikiş tutar mı, bundan bir elbise çıkar mı? Bunu zaman gösterecek. Bize göre bir yolu var elbette. Sayın başkan ceza genel kurulunun üç, bize göre bir yolu var. Elbette sayın başkan ceza genel kurulunun üç kararı bize göre çok şey anlatıyordu. Müşterek faillik kurumunu nasıl uygulanmasını gerektiğini, çünkü 37’den başlayıp anlatıyor, çok böyle A’dan başlayıp Z’ye kadar geldiği için iyi bir postulattır, iyi bir reçetedir. Mota mot uygulanabilir, kıymetledir. Onları yazılı olarak ibraz etmiştik sayın heyetinize. Ben oralara girmeyeceğim. Özetle sanık Enes’in nasıl gerçekleştiği iddianameden ve mütalaada anlaşılamayan eyleme, suç oluşturan eyleme hangi vasıflarla ile hangi suç oluşturulan eylemleri ile iştirak ettiği, iştirakçinin görünüşü keza hiçbir cinayet bir saniyelik de olsa bir karar alınmadan işlenemeyeceğine göre o kararı o nasıl iştirak ettiğine tespit olunmaksızın az önce eleştirdiğimiz yöntemle müşterek faillik olarak değerlendirilip sayın heyetten de bu değerlendirmenin kabulünü kamu adına talep ve mütalaa edilmiş ise de bunun reddedilmesi gerektiği görüşündeyiz. Tabi iddianame iade sebebidir aslında. Birinci celse izah etmeye çalıştım ama tabi yargılama ilerleyecekti, görünüyordu zaten. Biz de teslim olduk. İlerlesin bakalım, devamında anlatırız. Şu anda ise beraat sebebidir. Tercih sizin yani bu aşamada artık iddianame iade edilemeyeceğine göre sübut tartışılır. Sübuta kadar geldik çünkü onu tartışacağız.

DARAN-2 Kamera Kayıtlarının Değerlendirilmesi ve UKB’nin Hataları ​

DARAN-2 kamera kayıtları, sayın başkan, DARAN-2 kamera kayıtları UKB deşifre klibi, tabi UKB deşifre klibi dışında normal vatandaşlar inanılmaz video yorumları, çevrileri yaptılar. Bu ham görüntüler bir şekilde kendilerine ulaştı. Demek ki, medyaya ulaştı, gazetecilere ulaştı. Bir şekilde bilişimden anladığını düşünen vatandaşlar sosyal medya üzerinde kare kare değerlendirme yaparak iyileştirdiklerini iddia ederek görüntüleri çoğunlukla akla ziyan görüşler sergilediler. Bezen de akıl çelici. Bu olabilir mi? Buna benziyor hakikaten bir takım şeyler gördüklerini iddia ettiler ve bu görüntüleri paylaştılar. UKB deşifre klibindeki problem bize göre DARAN-2 kamerasının aslında Arif Güran’ın evinin olduğu açıyı doğru tespit edememiş olması, bize açıyı doğru tespit edemeyince kameranın mesafesinin hedef mahalle mesafesinin çok uzak olması, anladığımız kadarıyla kameranın çözünürlüğünün de görece düşük olması gibi sebepler ile elde edilen ham verinin nispeten kalitesiz olması sonucunda Narin olduğunu değerlendirdiği karartının, hareketli karartının durduğu yeri ahırın önü olarak belirlemiş ise de görüntüler tekrardan incelenirse ve DARAN-2 kamerasının açısı tespit edilerek bir bu bakış açısı ile bakılırsa aslında ahırın yan duvarının görüleceği, evin görünemeyeceği, evin bir kısmının görülebileceği, en önemlisi yamacın göz artık görünmeyeceği, Arif’in evinin bahçesinin devamı gibi görüneceği çünkü topografik olarak kamera artık o eğimi göremeyecektir, algılayamayacaktır. Yakınlaştırdığınız zaman ki algılayamıyor, dolayısıyla bizim bir iddiamız, evet o karartı insan hareketine benziyor, doğrudur. Bize göre o karartı Narin değil, o karartının durduğu yer ahırın önü değil. Ayrıca biz iki karartı daha gördüğümüzü düşünüyoruz. Bir karartı Nevzat Bahtiyar’ın evinin hemen sırtında görüyoruz. Yamacında ortalarında Nevzat’a olabilir bir kadına da benziyor. Uzman bilirkişi görüşüne ihtiyaç var. Teknik bilirkişi görüşüne ihtiyaç ve aslında Narin olduğunu tahmin ettiğimiz patikadan çıktığını değerlendirdiğimiz bir karartı daha var. O karartının yukarıya doğru değil, Nevzat’ın ev ve eklentisinin arkasında, arkasında diyoruz çünkü sırtında da olabilir. Yamacın ortalarında da olabilir. Bakış açısı ile ilgili bir şey.

Kamera Görüntülerinin Savunma Bakış Açısıyla Yeniden Yorumlanması ​

Onun ona seslendiğini değerlendiriyoruz çünkü orada duruyor, tepenin üstünde olduğunu ve UKB’nin Narin zannettiği karartı aşağı doğru iniyor, aşağı doğru geliyor. Yamaçtan aşağı doğru. UKB onu ne zannediyor? Arif’in evinin bahçesinden ağaçlara doğru geliş zannediyor. Öyle değil. Bakış açısı. Bu kadar basit işte. Bir perspektif eşyaya nereden baktığın sonucu kadar etki edebilir ve biz Narin’in, Nevzat’ın evinin olduğu yakın bölgeden seslenen kişiye doğru gittiğini değerlendiriyoruz. Böyle düşünüyoruz, en azından böyle hissediyoruz. Bu şekilde gerçekleşebilir. Mümkün, mümkün bir senaryo gibi görünüyor. Peki sayın mahkeme nasıl yapacak bunu? Hiçbir şey yapamayacak çünkü karar aşamasındasınız. Karar vereceksiniz. Tevsi tahkikat süreci bitti. Esas hakkında mütalaaya karşı şu anda savunmalarımızı sunuyoruz size. Artık kararınızdan sonra biz kendi imkanlarımız ile bu görüntüyü iyileştirmeye çalışacağız. Aslında sonuç beklediğimiz yerler var, üniversiteler kurumlar var. Yetişmeyecek gibi görünüyor. Zamansal olarak çok mümkün değil gibi görünüyor. Bir vatandaşın bize gönderdiği bir çok kısa bir video var sayın başkan. Kroki var, bir de video var. İzin verirseniz onu slaytta oynatalım. 1.5-3 dakikaya tekabül eder. Sesli yorum yapıyor. Sesi keseriz. O onun kendi yorumudur çünkü o kendi yorumudur.

Üç Boyutlu Görüntü Analizi ve Mekan Yorumları ​

Bakış açısına getiriyor. Şimdi sayın başkanım üç boyutlu görüntüyü kameranın göreceği şekle getirince bahçe denilen yerin aslında yamaç olduğu anlaşılacak. Yeşil işaretlediği yer Nevzat’ın evi ve eklentisi. Orası yamaç aslında, bahçe değil. Ahırın önü falan değil. Dikkat ederseniz ahırı yan duvardan göreceksiniz. Çatı zannedilen beyazlık da ahırın yan duvarı. Zaten ahırın ön duvarı dardı yana göre. Bu bize göre biraz garip geliyordu. Açıyı düşününce mantıklı geldi. Artık sebebini anladık. 15:12:38’de çağırıyor yanına, sağ üst köşede Narin olduğunu düşündüğümüz, patikayı bitirmek üzere olan da Nevzat olduğunu düşündüğümüz. Perspektifi görüyor musunuz? Ev sanki daha öndeymiş gibi görünüyor. Şu ahırın önünde görmüş olduğunuz kişi UKB’nin tespit ettiği kişidir. Aşağı ve yukarı gider. Nevzat’ın evinin üstünde kadın olduğunu düşündüğünüz bir şahıs daha var. Yüzünün Narin’e dönük olduğunu düşünüyoruz. Bu arada kameranın özellikleri düşük bir niteliğe sahip olması sebebiyle hareketleri geç yakalama söz konusu. Kameradaki görüntüye yakalanan bir şahıs yönünü çevirdiği anda birden fazla kişi dahi görünebiliyor. Görüntü yakalaması geç bu kamera kaydının. Yamacı bahçe olarak görüyorsunuz. Yamaca gelecek aşağı doğru inecek.

Mevcut Delillerin Reddi ve Enes Güran ile İlişkilendirme Eksikliği ​

Sayın başkan, mütalaada değinildiği için çok kısa kısa geçeceğim başlıklar mevcut. Örneğin mitokondriyal DNA raporuna konu kıl örneği meselesi. Bu delil doğrudan Enes’i ilgilendiren bir delil değil, kendisinin kıllarının tespit edilen uzunlukları dikkate alındığında onu doğrudan ilgilendirmez. Bu sebeple bu delilden yola çıkılarak herhangi bir senaryo ile herhangi bir farazi kabul ile eylem ile Enes arasında illiyet bağı kurulması hukuken mümkün olmadığından bunu ifade etmekle yetineceğiz. Jandarmayı dinlemek, elektrik tellerini birbirine değdirmek suretiyle büyük yangın dedi gerçi bir meslektaşımız, iki adet çok büyük yangın dedi. Diyarbakır çok büyük yangın gördü sayın başkan. Gerçek yangın gördü, evler yıkıldı, köyler boşaltıldı, insanlar öldü, perişan oldular. TEDAŞ’ın bakım ve iletim hatlarının eski olduğu, güncellenmeye genleşmeye ihtiyaç olduğu, güçlendirme faaliyetinin yeterince yerine getirilmediği bilinen bir şey bölgede yine keza bölgede özellikle tarımsal sulamanın çok yoğun olması, GAP projesi içinde olması yüzünden, bu arada başka bir şey aklınıza, gelmesin bundan kaynaklı da mevcut sistemin yetmediği aşırı yüklemenin söz konusu olduğu bilinen bir şey zaten bilinen bölgemizde ne yazık ki yaygın affet sebebine dahi düşünebiliyor. Zaman zaman köyde meydana gelen yangınların niteliğini kolluk tespit etmiş, büyük yangın tabir edilecek yangınlar değil. Bunlar bu yangınların kolluğun arama tarama faaliyetlerini önleme yönünü değiştirme, yani bir günah Narin’in naaşının bulunmasını erteleme veya engelleme olarak değerlendirildiği bu şekilde kabul gördüğü en azından, iddia makamı tarafından anlaşılıyor. Biz bu tanımlamayı da kabul etmiyoruz. Tanımlamayı kabul etmemiz mümkün değil. Yine Enes ile ilgili de bu bab altında bir somut isnat da yok, nitekim dolayısıyla burada iddia edilen ve bu şekilde sonuçlandığı değerlendirilen eylemlere de Enes’in iştirak etmediğini ifade etmekle iktifa ediyoruz, jandarmayı dinlemek ve terlik meselesi çok konuşuldu. O husus ile Enes arasında yine illiyet bağı yok, bu yönlü sayın iddia makamının bir isnat da yok. Enes’i doğrudan ilintilendiren dolaylı faillikten gidilecekse eğer tabi yani dolayla failsin. Aynı zamanda yani aslında X şahsı bunu organize etti. Sen de X şahsın bu organize eylemine iştirak ettin. Yönlü arık onu biz düşünmeyeceğiz. Öyle bir isnat yok çünkü terlik olayının sayın iddia makamı tarafından tanımlanma şeklini de biz kabul etmiyoruz. Bu arada onu da kabul etmiyoruz. Bize göre böylesi bir vakada sosyolojik tespit çok önemli olurdu. Yani biz kayıp ailesinin bizim gibi insanlar olduğunu zannedersek, yani bir acıya bir sevince tepki gerektiren bir fiile karşı reflekslerinin bizim gibi olacağını zannedersek yanılmamız çok mümkündür. Farklı davranışlar sergileyebilirler, farklı kültürel ögeleri olabilir, nitekim iki insan bile birbirine benzemez. Topluluklar birbirine hiç benzemezler, daha keskindir kültürel ayrılıkları keşke onlar kendi o dar kültürleri içerisinde değerlendirilseydi. bu durumda o terliği bulup Narin’in olabilir zannıyla …

Soruşturmanın Ön Yargılı Seyri ve Mobil Baz İstasyonlarının Gizlenmesi ​

Evet sayın başkan bu soruşturmanın bütünüyle bir ön yargıya dönüştüğü, çok hızlı bir şekilde ön yargıya dönüştüğü daha sonra devam eden çalışmalar, dökülen tutanaklar, mülakat tutanaklarının içeriği, fezlekeye yansıtılan görüşün kamuoyuna yansıyış biçimi yine yargının soruşturma evresinde gösterdiği refleksler bir bütün halinde değerlendirildiğinde olağan bir ceza yargısı sürecinin işlemediği görülmekte; bu da bu tarz bir etken de delil olarak önümüze konulan materyalleri saatlik bir şekilde incelememizi de dahi etkilemektedir. Nitekim sayın heyet de tespit etti; 21 Ağustos 2024 tarihinde saat 15:08 telefon görüşmesi dışında ayrıca bir WhatsApp görüşmesinin olduğuna ilişkin veri sunuldu. Bu veri çapraz sorguda kullanıldı. Daha sonra bunun yanlış anlaşılma olduğu, ama tabi bu anlaşılmasaydı bir bilirkişi görüşü olarak belki karara etki edecekti. Bu kadar hassas, bu kadar üzerinde ince elenip sık dokunarak bir neticeye varılması gereken bir sorunla karşı karşıyayız. Bu çerçeve ile bu baz çalışmalarına bir küçük örnek vereyim sayın başkan. Bilirkişi bu bölgenin Tavşantepe bölgesine, özellikle Arif’in evinin bulunduğu kısmın yüksek olmasını gerekçe göstererek 22 baz istasyonundan sinyal aldığını iddia ediyor. Bunun da çok daha kaliteli bir veri akışına sebebiyet vereceğini söyler. Taraf vekilleri de bunu savundu zaten. Çok acayip bir yargılama. Bizim açımızdan diğer sanık vekilleri de iddia makamı gibi davranıyor. Bize karşı sadece bizim müvekkil sanık, bizimkiler, yani Güran soyadlı kişiler sanık, diğerlerinin tümü adına kamu adına konuşuyor gibi bir hava hissediyoruz. Bu bir kere her şeyden önce maddi gerçeğe aykırı. Başka sanık da mevcut. Bu dosya kapsamında sadece Güran ailesi mensupları yargılanmıyor. Arama tarama faaliyetleri esnasında bu Tavşantepe köyü bir çok noktasında iletişimin sıkıntılı olduğu fark edilince, tespit edilince bu sıkıntıyı gidermek amacıyla buraya mobil baz istasyonları getirtilir, bunlar oraya bölge bölge konuşlandırılır. Bu mobil istasyonlardan bir tanesi de Arif’in evinin arkasına bakan tarlasındaydı. Bir tarlanın, bahçenin hemen arkasına konuşlandırılır. Nitekim o bölge de veri trafiğinde sıkıntı yaşatan bölgelerden bir tanesidir. Bilirkişinin mobil bazlardan söz etmesi gerekirdi.

Bilirkişi Raporunun Taraflılığı ve Nevzat Bahtiyar’ın Korunması ​

Bunlardan bahsetmesi gerekirdi çünkü 29 ve 30 Ağustos’taki birinci periyot çalışmalarında o mobil baz istasyonları hala aktif, faal çalışıyorlar. Naaş bulunmamış, her şeyden önce yani AFAD dahil sahada büyük bir emekle arama tarama faaliyetleri çalıştıran insanların iletişim ihtiyacı devam ediyor. Görüşme trafiğinin sağlıklı devam etmesi gerekiyor. Biz yaptığımız araştırmada istasyonların kurulu olduğu esnada bu çalışmanın yapıldığını, bunun dahi yazılmadığını, bunun yok göründüğünü, yok sayıldığını gördük. Bu kötü bir iki yüzlülük, kötücül bir iki yüzlülüktür çünkü iyi olduğunu göstermek için tırnak içinde Arif’in evinin üstü, Arif’in evinin bulunduğu tepenin üstündeki diğer görevlilerin cep telefonlarının sinyal karışıklığına mahal vermemek amacıyla kapattırdığını yazıyor. Aynı bilirkişi yani 4-5 cep telefonu kapatacak kadar hassas, bu kadar insan hakkına insan geleceğine saygılı ama koca mobil istasyonu yokmuş gibi, yani bilmesek mobil istasyonu yok gibi bunu bize yutturacaklar, bu kötücülüktür. Bu rapor da onun sirayetidir. Nitekim bu raporun nedeni, bu raporun oluşturulma nedeni ön yargıdır. Bir ön yargının, dikkat edersiniz senaryo demiyorum, senaryo bambaşka bir şey, bunun gerçek olduğunu anlatırsınız, deliller ile birlikte ortaya koyarsınız, nitekim yüzde yüze kadar da gerçek çıkabilir, bir kısmı da gerçek çıkabilir. Zaten senaryo da budur. Ama bir ön yargının esiri iseniz, peşin peşin maktüleyi Güran ailesinin fertleri öldürdü, Nevzat Bahtiyar gariban bir insandır, zavallıdır derseniz, Nevzat Bahtiyar’ın aile üyeleri ile Güran ailesinin kadın üyelerinin aynı kategorik suçu işlediği iddialarına yönelik tespitler apaçık ortadayken onun ailesinin üyelerine devlet imkanları ile koruma sağlarsanız, onun aile üyeleri tanık olarak ellerini kollarını sallayarak geldikleri bu mekanda ifade verirken bıyık altından gülerek taraflara bakıp bana zaten bir şey yapamazsınız, ben zaten buraya gelip istediğimi söyleyip istemediğim soruya cevap vermeyerek elimi kolumu sallayarak bu kapıdan çıkıp gideceğim psikolojisi ile hareket ederse, elbette Nevzat Bahtiyar rahat olur, dokuzuncu senaryo ile de karşınıza gelir. Yalanın tanımını yapalım öyleyse. Yalan nedir? Dil çok önemli. Dil oldukça önemli.

Nevzat Bahtiyar’ın Çelişkili Beyanları ve Motivasyonları ​

Hem iletişim aracımız hem nesnelere isim koyma, yani onlar üzerinde hakimiyet kurmamızı sağlama aracı. Bütün düşünce biçiminde dile çok yüksek bir değer verilir. Nevzat Bahtiyar yalan mı söylüyor? Birinden ya da birilerinden korktuğu için gerçeğin bir kısmını size ikrar edip, gelişen süre içerisinde açıla açıla, onların tabiri olduğu için kullandım. Derler ki, Nevzat Bahtiyar her ifadesinde gerçeği biraz daha apaçık önümüze sererek aslında yargılamaya hizmet eder, yani nedamet getirir derler. Etkin pişmanlık duyan bir faildir, derler. Nevzat Bahtiyar gerçeği parça parça bizden uzaklaştırmakta, her tutumu ile her beyanı ile bizden biraz daha uzaklaştırıyor. Amacının ne olduğunu ben de tahmin edemiyorum, ben de algılayamıyorum ama anlattığının hakikat olmadığı çok açıktır, Neden yalan bir ihtiyaç halinde söylenir? Yalan bir savunma aracıdır. Kaba güçle, para gücüyle, kudretle, zekayla alaşağı edemeyeceğiniz, size yönelen, size ve yakınlarınıza tıpkı yasada tarif edildiği gibi mücbir sebep gibi size ve yakınlarınıza yönelen bir tehlikeyi geçici bir süre için bertaraf etme yöntemidir. Yalan bir savunma refleksidir, canlılığı gösterir. Kişi ihtiyacı olduğu için yalan söyler. Ama Nevzat Bahtiyar’ın neden böyle bir ihtiyacı olsun? Nevzat Bahtiyar bir ifadesinde köyün alt kısmındaki ağaçların olduğu alanda naaşı teslim aldım derken neden bir başka ifadesinde Enes’in içeride uyuduğunu bildiği halde evden aldığını, neden bir başka bir ifadesinde ahırın üzerinde burada ahırın üstünde aldığını da inkar etti? Ya ben ona çok şaşırdım. Yani ahırın üstündeki açıklık pencere dedikleri aslında pencere değil, çatıda açılmış bir açıklık. Oradan bıraktığını, kendisinin alttaki atık tahliyesi için kullandığı kapı diye tabir ettiği yerden girdiğini belirtmişti. Hatta demişti ki, insancıl görünmek için ben yavaş bıraktım demişti. Ben yavaşta bırakmıştım demişti, yukarıdan yavaşça. Neden bunu söyleme ihtiyacı duysun? Bir sanık böyle bir yalandan nasıl bir menfaat elde edebilir ki? Bunun ona yararı ne olabilir? Nevzat Bahtiyar kafa karıştırırsa faydası çoktur ama kendisiyle faydası inanılmazdır. Para ile satın alamaz.

Nevzat Bahtiyar’ın Olası Amacı ve Kolluk Kaynaklı Hatalar ​

Şayet kafa karıştırır, kendisinin beyanlarının Güran ailesinin huzurda tutuklu diğer sanıkların mahkumiyetine yeter nitelikte delil olarak en azından bu delillerin önemli bir kısmı olarak görülmesini sağlarsa ileri aşamada kendisi büyük ihtimal ile ya yardım eden sıfatına haiz olacaktır. Beklentisi anlamında söylüyorum ya da hayali olan delilleri karartan fail olarak değerlendirilecektir. Bu amaçla kafa karıştırmaktadır. Eğer iddia ettiği gibi Salim’den korktuğu için, bundan dolayı çelişen beyanlarda bulunmuş olsaydı, ilk beyanında Salim’i söylemezdi. Alışık olduğumuz üzere Salim’in apaçık kimliğini belirtmez ama Salim’i ileride söylemesine izin verecek açıklıkta bir kişiden bahseder sonra gelişen evre ve aşamalarda benim o tarihte bahsettiğim kişi huzurdaki sanık Salim’dir derdi. Biz de inanırdık. Heyet de “evet olabilir” derdi. Böyle bir şey yok. Salim’i zaten söylüyorsun, başta söylemezsin, peşin peşin söylemezsin, kolluktan da çok yararlanmışsın, bayağı yararlanmışsın. O kolluk ki, biz ilk defa dedikodu diye bir şey duyduk ya. Ceza yargılaması dedikodu bir bilgi kaynağı olabilir mi? Biz istihbari çalışma diye bir bilgi kaynağının olduğunu biliyorduk. Ceza yargılamalarına sirayet ediyordu. Nasıl elde edildiği ne şekilde değerlendirildiği evrakla izah edilmeyen istihbari bilgi bunlar mevcut başka yargılamalarda ama köyde mahallede yapılan çalışmalardaki duyumlar, dedikodular deyip ondan sonra kadın sanığın kayın biradelerinden ismi tespit edilemeyen biri ile münasebetti denilip bu da bu tespit vesikası da CMK 135’e göre olağanüstü güvenlik tedbirlerinden olan iletişimin tespiti talebine dayanak olarak gösterilirse Nevzat Bahtiyar bunu tabii ki duyacak. Nevzat Bahtiyar sürekli Arif’in yanında namaz kılmadı herhalde. Kendisinin iddia ettiği gibi fırsatını bulup “Fırsatını bulsaydım ben naaşı oradan çıkaracaktım, bir kara yolunun bir yerine bir kara yolunun kenarına bırakıp ailesine ulaşmasını sağlayacaktım”. Burada da duygulara hitap ediyor. Bir mezarı olsun diye bir kavram vardır. Bari bir mezarı olsun, umutsuzluğa kapılan anne babaların sözüdür, kayıp yakınlarının sözüdür. Bari benim oğlumun, benim kızımın, kardeşimin bari bir mezarı olsun. O duyguya sesleniyor.

Nevzat Bahtiyar’ın Fail Olma İhtimali ve Ailesinin Tutumu ​

Yani biz gelinen aşamada büyük oranda bu işin failinin kendisi olmasının çok kuvvetli bir ihtimali olduğu noktasına geldik. Kanaat olarak bu anlamda diğer sanıkları da provoke ediyor. Sayın mahkemeye etki etmeye çalışıyor. Bir sanık olarak yalan söyleme hakkı var, buna bir diyeceğimiz yok, bir itirazımız yok ama yalanı kendisiyle ilgili değil. Yalanı başkalarının güvenliğini tehlikeleye düşürecek, onların hürriyet hakkına müdahale, yasal müdahale ile sonuçlanacak niteliktedir. Çok tehlikeli bir mekanizmayı işletiyor ve destek görüyor. Yasal olarak kendi ağzı ile itiraf etti. Dedi ki, benim ailem güvende olduktan sonra bu kişinin aile bireylerinin bu kişinin işlediği fiilden haberdar olmamaları mümkün değil. İmkanı yok. Haberdar değiller ise 21 Ağustos 2024 tarihindeki gün içindeki hareketliliğini neden gizleme ihtiyacı duysunlar? Nevzat evre ve aşamalarda bu hususta iddia ettiği üzere kendisi dışında hiçbir canlıya sırrını paylaşmadıysa, karısı Gazal neden onun o gün köyde bulunmadığını söyleme ihtiyacı duysun? Kardeşi Mehmet neden bu ihtiyacı duysun? Oğlu Ferhat neden bu ihtiyacı duysun? Öyle ki, gece 09 Eylül 2024 tarihinde gece üçte alınan bu yollu beyanlar, Mehmet hariç, onun daha sonra alınır, bu yollu beyanlar ertesi sabah 11’de ek bilgi alma tutanağı şablonu ile düzeltilmekte. Neden? Çünkü gece beyanı alındı, kurgu çatısı tamamlandı. Aile üyelerinin de artık bu yeni kurguya göre yeniden modifiye olmaları gerekir, akıl bunu gerektirir. Ne yazık ki, kolluk adli kolluk kısmı ile ilgili görevini düzgün yerine getirememiştir, sonuç budur. Bunu itiraf etmekten de çekinmemek lazım. Bu kendilerini tahkir amaçlı değildir. İllaki iyi niyetle çalışmışlardır. Başka bir amaçları neden olsun? Bu sanıkların hiçbiri ile husumetlerinin olduğundan bahsedemeyiz. Böyle bir delilimiz de yoktur. Olay bütün topluma sirayet etmiştir. Kuvvetle muhtemel buradaki aktörler de bir insandır, evlat sahibidirler. İnsan aklına sahiptirler. Böyle algıladılar.

Kolluk Çalışmalarındaki Ön Yargı ve Sosyolojik Etiketleme ​

Aile ile irtibata geçtikten sonra aile üyeleri ile irtibata geçtikten sonra böyle hissettiler ki öğretide bilindiği üzere kayıp çocuk vakalarında, evet, çocuk aranır, kayıp olduğu değerlendirilir ama hemen hemen beyin bir tık arkasında da bunun aile üyeleri tarafından zarara uğratılmış olduğu olasılığına da sırt çevrilmez. Bu olasılık da gözetilir. Muhtemelen onlar da öyle düşündüler. Aile üyeleriyle girdikleri temasta aile üyelerinin davranış şekilleri de kendilerine garip geldi sanırım. Sosyolojik etiketlemeyi de ben bu yüzden söyledim. Buna dikkat edilmesi soruşturmaları daha sıhhatli bir noktaya götürebilir dedim ve artık bu amaçla çalıştılar. Bunu aradı, gözleri bunu aradı. Ailenin garipliklerini aradılar, o yüzden terlik onlara garip geldi. Şunu düşündüler, biz burada bir saat önce, biz iki saat önce arama tarama faaliyeti yaptık, biz nasıl bulamıyoruz da bu çocuk gidip getirir? Ha bu kesin aldı, götürdü. Başka bir amacı var. Çocuğu bunlar kaybettirdi. Muhtar kendi yanlarında gezinirken elbette sorular sormuşuz sayın başkanım. Bütün köylü soru sorar, bu arada soru sormalar ile demişler ki, jandarmayı dinleme ya 21 Ağustos 2024 tarihinde saat 20:43’deki ilk ihbardan sonra gerçekten Tavşantepe köyünde Narin’i arayan merak eden hiç kimse yok mu? zannediliyor. Bu çocuğu seven kimse yok mudur? Bu çocuğun başına ne geldiğini merak eden kimse olmayacak mı? Onu soran biri jandarmayı dinliyor mu olacak yani? Ne yaptınız komutanım, ne durumdayız diye soran birinden doğal ne olabilir? Anlaşıldığı kadarıyla bu niyetle yanlarına yaklaşan aile üyelerinden kendilerinden istihbari bilgiyi edinip bu bilgiyi tahmin edilen faillere taşıyıp o tahmin edilen failinde soruşturmayı farklı yönlendireceğinden endişelenen kolluk, bunu alışık olduğu üzere seri tutanaklara bağlamıştır. Emniyet teşkilatı bunu yapmazdı. Çalışma metotları farklıdır. Evrakı bozmazlar. Çok fazla evrak, basit bir gerçeği gözden kaçırma tehlikesi yaratır, yarattı. Şu an da yaratmış vaziyette bir de şu tutanakların bağlayıcılığını konuşmamız gerekiyor sanırım. Burada bazı meslektaşlarımı dinledim. Üzüntü ile dinledim. Ne zamandan beri bir hukukçu bir kolluk görevlisinin tutmuş olduğu tutanağı kesin bir belge içeriyormuş gibi davrandı?

Kolluk Tutanaklarının Bağlayıcılığı ve Telefon Kaydı İddiaları ​

Tırnak içinde o tutanak kesin bir veriyi de içerebilir, bu mümkündür; mümkündür ama ne zamandan beri tüm tutanaklar için geçerlidir? Yazıldıysa, üstünde tutanak yazıyorsa, altında kolluk imzası var ise artık tartışılmaz bakış açısı olabilir mi? Bir hukuk için böyle bir şey olabilir mi? Eğer bu düsturla hareket edilseydi, bugün burada 200’e yakın müşterek failimiz olacaktı. Hepsini de yargılayacaktınız çünkü kolluk tutanaklarına hakim olan görüş iddianame ve esas hakkında mütalaya da sirayet etmek durumunda kalınmış, orada neredeyse şimdi dil çok önemli dedik ya, neredeyse kelimesinin anlamı belli bütünü kapsamaz değil, bütünün yaklaşık tamama yakını anlamına gelir. Dolayısıyla %50 üstünü kastediyorsanız ise kullanabileceğiniz bir kelimedir. Neredeyse aile üyelerinin, neredeyse bütününün telefon kayıtlarını sildiği, doğru bir bilgi değil. Bu doğru bir bilgi değil sayın başkan. Şurada oransal olarak baksak sadece huzurunuzdaki bu dört sanık için bile oransal baksak, dört sanığın dörtte üçü aile üyesi, dörtte biri yabancı şahıs. Enes telefonundan hiçbir veriyi silmemiş, Yüksel telefonundan hiçbir veriyi silmemiş. Neden çalışmıyor senin formülün? Geniş soruşturma kapsamında baktığımız zaman sayı altıdır. Altıyı geçemeyeceksiniz. aile dokuz kişiden mi oluşuyor ki nerede tamamının telefon verilerini sildiği ibaresini kullanacaksınız? Bunlar hukuki metinler. Bu metinler ile bir insanın çok ağır bir hürriyeti bağlayıcı hapis cezasına çarptırılmasını, kamu adına talep ediyorsunuz. Öyleyse kelimelerin seçimine de dikkat edilmesi gerekiyor. lafız bu yüzden çok önemli sayın başkan. Enes’e, savunmamızın geneline hakim olduğu üzere, Enes’e isnat edilen eyleme iştirak şekli açıklanmadığı için bunu bizim açıklamamız bekleniyor veya sayın heyetin keşfetmesi bekleniyor.

UKB’nin Ehliyetsizliği ve Bilimsel Yaklaşım Talebi ​

Biz tahmin edilen, tahmin edilen eyleme ve suç işleme kararına iştirak ettiğini gösterir, ceza muhakemesi kanununda nitelikleri tek tek hassasiyetle sayılmış, her türlü şüpheden uzak hukuka aykırı elde edilmemiş, hüküm tesisine elverişli gerekçeli karar hakkının yansıması olan gerekçeli kararlar yazmaya ehil delillerin müvekkil yönünden aleyhe, bu bağlamda dar baz daraltılmaz baz çalışması olduğunu, bu deliller sayın mahkemenin, bize göre tabi bizim değerlendirmemizdir, bu sayın mahkemenin bu rapor olarak en azından ek raporu sayın mahkeme tanzim ettiği için buradaki görüşü ciddiye aldığını gösterir bir görüş olarak kabul etmiştir. Ek rapor içeriği ile yetinerek karar aşamasında bunun maddi delil olup olmadığı, hükme esas alınıp alınamayacağı tartışmalarında destekleyici olması açısından biz keşke bizim talebimiz buydu, düşüncemiz de buydu. Bu konuda ehil teknik ekipman ve insan gücüne, beyin gücüne sahip nice Üniversitelerimiz var. Buralarda bu iddiayı mümkün mü değil mi yönünden irdeleyebilecek bizim anlayacağımız şekilde gösterebilecek ve eğer mümkünse bunun sınırlarını sapma payını dayanması gereken bilimsel kriterleri uygulama alanını rapora döndürebilecek, kalifiye uzman kişiler mevcuttu. Nitekim yasa da imkan sunar, der ki, senin yargı alanındaki bilirkişi listesinde aradığın niteliğe haiz bilirkişi yoksa sen başka yer listelerinden de bu kişiyi temin edebilirsin. Baktın ki o listelerde de bulamazsan, o halde liste dışı da olsa yemin verdirme kaydıyla ehil olduğuna inandığın kişiyi, gerçek kişi olması şarttır. Kurum getiremezsin. Kişiyi bilirkişi tayin edersin, yeminini ettirirsin. Artık kamu görevlisidir. O anda UKB Ulusal Kriminal Büro bu manada bilirkişi midir, bilirkişi olarak kabul edilebilir mi? İki fırsatı oldu bu anılan şirketin. İki fırsatı oldu, ikisini de heba etti. Her iki fırsatta aleyhe reklam oldu. En azından biz öyle yapacağız. Bu şirket amacını aşmıştır. Taraf gibi davranmıştır. Bilirkişi her şeyden önce tarafsız olmalı. O kadar ki, bilirkişiyi bile reddedebiliyorsun. Bilirkişi reddi diye bir kurum var. Reddedebiliyorsun. Hakim reddi, biliyorsunuz sayın, başkan hakimleri reddedebiliyoruz. Bilirkişiyi de reddedebiliyoruz. O kadar önemli bir kurum, o kadar tarafsız olması gerekiyor.

UKB’nin İhmalleri ve Enes Güran’ın Yaraları Üzerine Yorumlar ​

Sosyal medyada evinde oturan hanımefendilerin DARAN-2 kamera çözümlerinde bulabildiği kayda değer verileri bulamamıştır bu UKB isimli şirket. Yine bir çözümleme sunuldu. Kendilerine bir görüntü kamera görüntüsü kendilerine sunuldu. Çoban olayı şeklinde isimlendirilen vakaya ilişkin toplantı olarak adlandırılan görüşme ses verileri sunuldu. Bunların Türkçe dilindekini anlaşılır hale getirin, başka dildekini kürtçe dilindekini de Türkçeye, özüne sadık kalarak, çevirin denildi. Keşke jandarmaya gönderilseydi. Jandarma teşkilatı, yemin ediyorum, daha güzel tape yapar, yani en azından kimin kimin ile konuştuğunu anlarsın. Yani kimdir, birinci insan, ikinci insan, üçüncü insan bir kategorizasyon yapar. UKB kategorize bile etmemiş. Kaldı ki, birinci insan ile ikinci insanın görüşmelerini aynı satıra almış, yani imlayı da yok saymış, Kürtçe’yi yanlış çevirmiş, ekseriyetle doğru çevirdiğini de zannına kurban etmiş, savcı kelimesi yok bu arada. Sayın savcım orada savcı kelimesi geçmiyor. Devamındaki anlatım doğru görünüyor ama savcı kelimesini nereden duymuşlar anlayamadık. Dolayısıyla sayın başkanım bilirkişi yeteneğine haiz olmadığı açıkça anlaşılan zikrettiğimiz kurumun bünyesinde çalıştığı anlaşılan gerçek kişilerce oluşturulan mezkur bu iki metin ve deşifre klibi isimli evrakın gerekçeli karar aşmasında hükme esas alınamayacağını düşünüyoruz. Bizi olumlu ya da olumsuz, yanıltacaktır. Yanılgılı bir karara sebebiyet verecektir. Ehil değiller. Ehil bir iş çıkaramadılar. Sayın başkan, ben Enes ile ilgili bir kaç şey daha söyleyip toparlayacağım artık. Enes Güran’ın kolundaki ısırık izi, yüzündeki morartı ve çiziğe benzer tırmalama diye değerlendiren oldu. Üst dişleri ile ısırdı, dedi. Savaş bey, yayınlarda en absürt değerlendirme, bu arada, ne yazık ki emekli cinayet detektifine nasip oldu. Emekli cinayet detektifi, yani bu işi en iyi bilmesi gereken adam, insan dedi ki, “Ben buldum”. Bu dedi, maktule onu dedi, hareketli şekilde ısırmış hareketli dişler. Diş sabit çene kemiğine sabit hareket edemez. Sanırım çenenin hareketini kastetti. Dedi ki, bu hareketli bir ısırıktır. yalnız dedi alt diş kavrama diş izi şey üst kavrama diş izi yok. Bu tek yönden yakalayabildi böyle.

Yaralanmaların Kökeni ve Sosyolojik Açıklama ​

Şimdi sayın başkan eğer sizler bir yaranın neyden dolayı meydana geldiğini apaçık bilmezseniz. Ceza muhakemesi kanunu çok güzel bir şey söyler. Hem lafzında hem ruhunda vardır. Der ki, sanığın aksi kanıtlamayan ifadesine itibar edilmesi gerekir. Hatta bu pek çok beraat kararının kısaca nedenidir. Sanık yara berelerinin meydana çıkış şeklini izah etti defalarca. Aksini kanıtlayamıyorsanız, Savaş Kurtbaba’nın durumuna düşersiniz. Mısır koçanı, mısır yaprağı çizer mi, çizmez mi? Aramalar sırasında kapılardan geçerken sırtı çizilebilir mi? Sırtını taş duvara dayarsa izi oluşabilir mi? Yoksa bunlar sivilce izleri mi? Bir insan kendi kolunu bu açıyla bu noktadan ısırabilir mi? Isırırsa oluşacak iz bu şekilde midir? Bir insan kendi kolunu ısırırsa kolu kendini geri çekip onun yüzünü diğer tarafa çekebilir mi? İnsan kolunu ısırabilir, insan istedikten sonra kendine zarar verir. Burada anlaşılmayan sanırım dışlanan etken şuydu; yine sosyolojik vakaya geldik, yine sosyolojik vaka. Evet, empatinin dozunu çok artırırsanız, açıklayacağınız kişi kendiselleştirirsiniz. Yani onu sizin onun bir yansımanız haline getirirsiniz. Siz kendi kolunuzu ısırmazsınız. Bir acı esnasında yani ama Enes ısırıyor, bu bir gerçek. Bu Enes’in kız kardeşini öldürdüğü anlamına mı geliyor? Böyle bir iddianame oluşturmaya kalkarsanız veya bu yönlü sonuçları görünümleri bir insanın kız kardeşini katletmesinin tartışılmaz delilleri gibi göstermeye kalkarsınız, bana göre sonuç beklendiği gibi gerçekleşmeyecektir çünkü sanık açık açık izah etti ve evet sosyolojik bir vaka olarak bizim bölgemizde özellikle kırsal alanlarda dövünme diye bir durum var. Dövünme, bizde insanlar bir acı çektiğinde evet hala dövünüyor. Dövünen insanlar var. Dövünüyorlar, bildiğiniz dövünüyorlar. Bunun hatta bir takım seranomik görünümleri vardır. Mesela kadın saçını örten şeyi çıkarır, o örtüyü çıkarır, yere atar. Bunun bir karşılığı vardır. Üst bacak kısımlarına vuran insanlar vardır. Göğüsünü yumruklayan insanlar vardır. Başını duvardan duvara, yani Fakir Baykurt romanlarında bu unsurlar geçer. Orhan Kemal’de geçer. Bu Anadolu’ya has aslında bir acıyı dışa vurum biçimidir.

Sanık Beyanlarının Değeri ve Adil Yargılama Talebi ​

Aklımıza şu geliyor, tabi kendimizle özdeşleştirince, kendiselleştirince diyoruz ki, ya bir insan neden kendi yüzünü gözünü yumruklasın ki? Böyle bir şey çok absürt olur. Bunu biri dövdü her halde veya maktule ile boğuştu, o sırada annesi onu engellemeye çalıştı senaryoların sonu gelmez. Sanık apaçık belirtmiştir. Başına gelenleri anlatmıştır. Aslında sanık benim yüzümü aslında mısır koçanı çizdi demiyor. Bu arada benim yüzümü mısır koçanı çizmiş olabilir diyor çünkü yaşadıklarını anlatıyor. Çünkü yaşadıklarını anlatıyor bu yaşadıklarının içerisindeki A olasılığı, B olasılığı, C mekanı ve D benim şu eylemim bu sonuçlara yol açabilir diyor. Tıbben de mümkündür. Sosyolojik olarak da yaşanmaya devam eden bir davranış biçimidir. Öfke, üzüntü, keder dışa vurum biçimidir, bölgeseldir. Sadece bizim toplulukta yok, başka benzer yaşamı olan topluluklarda da mevcuttur ama bunlar bir sanığın fail olduğu anlamına gelmez bir sanığın iddia edilen suçun faili olduğunu kanıtlamaya yetmez yetemez. Maddi deliller bulmanız lazım. Net maddi deliller bulmanız lazım. Sanık Enes müdafi olduğum için sadece onunla sınırlı konuşmak durumundayım. Enes ile ilgili sayın iddia makamının sayın mahkemeye sunduğu deliller bu arada ceza muhakemesi kanununda, biliyorsunuz sayın başkanım, re’sen soruşturma ilkesi zımnen yok. Zımnen yok. Re’sen soruşturma yok artık. Yani eski kanunla beraber terk edildi fakat uygulamada hala var iyi ki de var yoksa iddianamede gösterilen eylem ve deliller ile sınırlı kalırdık. Bizim sunduklarımız iddia makamının sunduklarını sizler Amerikan yargısındaki gibi nitelendirme ve buna karşılık cezayı belirleme ile sınırlı kalırdınız. Re’sen soruşturdunuz, teşekkür ediyoruz. En azından, bu kısa, görece kısa zaman içerisinde yapabildiğiniz kadar derinleştirdiniz, çabalarınıza emeklerinize saygı duyuyoruz. Hakikaten ama eğer siyasal irade, toplumsal baskı, psikolojik etken, acıma hisleri, ön yargılar gibi biz insanlara mahsus, biz insanların birey ve toplum içindeki görünümleri etkilerse kararı bu çok korkunç olur. Biz sayın heyetten eminiz. Duygusuz bir şekilde, duygusuz bir şekilde ama adil bir şekilde kararını verecektir. Sanık Enes haksız ve hukuka aykırı bir şekilde cezaevinde tutulmaktadır.

Yargılamanın Sonucu ve Enes Güran İçin Beraat Talebi ​

Bu gerçeği mevcut dosyaya sunduğunuz hiçbir delil veya delil görünümlü evrak değiştirmez. Son teknoloji diye açıklanan imkanlarımızı da dünya alem gördü. Buymuş, son teknolojik imkanlarımız da buymuş. Orta doğu tarzı teknoloji. Zararın neresinden dönülse kardır, hatanın neresinde, hata ikrar edilirse kişi kazanır. Hata insana mahsustur. Zan insani bir ögedir. Zannettik hepimiz birlikte ama nihai kararı ne Türkiye toplumu verecektir, ne basın verecektir, ne evlerinde çocukların başında güvenle, iyi ki de güvenle bekleyen anneler babalar verecektir. Sayın heyet verecektir. Biz bu sebeple müvekkil sanık tutuklu sanık Enes Güran hakkında saydığımız nedenler beraat verilmesini, kararla birlikte doğal olarak tutuklama tedbirine son verilmesini, şayet sayın mahkeme aksi kanaatte ise tevziye söz konusu olacaksa bu durumda da en azında görünüşte adaletin sağlama fırsatını teminen salt hükmedilecek hapis cezasının infaz rejimi veya alt ve üst sınırı gözetilmek suretiyle tutukluğun devamı gibi bir hüküm ile birlikte karara tevessül edilmemesini, yargılama sürecenin, soruşturma sürecinin kamuoyuna da insanların zihnine de kalbine de hala bağımsız düşünmeyi başaran hala bir olaya ruhsuz bakan ruhsuz bakabilen hukukçuların da bu davayı gözetlediği, gözetlemeye de devam edeceğinin bilinciyle en azından soruşturma aşamasında hukuk bulamayan, adalet bulamayan müvekkilimin olağan yargı yollarında evinde hapis, adli kontrol tedbiri ile ev hapsi, şayet eğer tevziye kararı verirseniz bir dengeleme yapılmasını talep ediyoruz, saygılarımızı sunuyoruz.

Back to top
Enes GÜRAN
Law. M. Fatih DEMİR
  • UpdatedNov 29, 2025 17:24 UTC
  • Render time⏱️ 1.2 s
  • About
  • FAQ
  • Edit this page
  • Report an issue