• Trial
    • Summary
    • Testimonies
    • Defenses
    • Judgment
  • Blog
  • Help
    • Guide
    • Report an issue
    • Discussion
    • FAQ
  1. Defenses
  2. Nevzat BAHTİYAR
  3. Law. Ali ERYILMAZ
  • Defenses
    • Nevzat BAHTİYAR
      • Law. Ali ERYILMAZ
      • Law. Adnan ATAŞ
    • Yüksel GÜRAN
      • Law. Yılmaz DEMİROĞLU
      • Law. Furkan ÇAKIR
      • Law. Doğuş Can KURUCU
    • Enes GÜRAN
      • Law. Mahir AKBİLEK
      • Law. M. Fatih DEMİR
      • Law. Recep KIZILOK
      • Law. Mustafa DEMİR
    • Salim GÜRAN
      • Law. Onur AKDAĞ

On this page

  • Av. Ali Eryılmaz ​
    • Tanık İfadelerinin Güvenilmezliği ​
    • Rojin Davası ile Narin Davasının Karşılaştırılması ​
    • Avukatların Davadaki Rolü ve Kamu Davası Yaklaşımı ​
    • Ailenin Maddi Durumu ve “Er Ryan’ı Kurtarmak” Benzetmesi ​
    • Enes’i Kurtarma Çabaları ve Delil Karartma ​
    • Kaybolma Saatinin Sürekli Değişmesi ve Cinayetin Şekli ​
    • Nevzat’ın Suça Dahil Edilmesi ve Rolü ​
    • Nevzat’ın İfadeleri ve Güvenilirliği ​
    • Bilirkişi Raporlarının Güvenilmezliği ​
      • İmzalar ve Ciddiyet Eksikliği ​
      • Veri ve Ölçüm Hataları ​
    • Nevzat Aleyhindeki Tek Delil: Güvenilmez Baz Raporu ve Güvenilir HTS Raporu ​
    • Hediye Güran ve Suçlu Sayısının Artışı ​
    • Nevzat’ın Teslim Olması ve Salim ile Yoğun Telefon Trafiği ​
    • Sanıkların Delil İsteme Stratejisi ve Su Kesintisi Tartışması ​
    • Adımsayar Verilerinin Güvenilmezliği ve Soğukkanlı Cinayet Delili ​
    • Narin’in Son Konumu ve Cinayet Mahalli ​
    • Cinayet Saati ve Nevzat’ın Tahliye Talebi ​
  • Edit this page
  • Report an issue
  1. Defenses
  2. Nevzat BAHTİYAR
  3. Law. Ali ERYILMAZ

Defense by Nevzat Bahtiyar’s Counsel for the Defendant

Reading Time ~ 32 min
Word Count 3822

Av. Ali Eryılmaz ​

Tanık İfadelerinin Güvenilmezliği ​

Diyor ki benim evimde erkek çocukları olduğu için bir yere gezmeye gittiğim zaman ben Narin’i Maşallah’a teslim ederdim, emanet ederdim. Ya bunun altından bir sürü şey çıkartabilirsiniz, ben her zaman olaya şu açıdan bakarım, bazı yerlerde de söyledim bir saat bile günde en az iki defa doğruyu gösterir. Yani bu topluluk, Tavşantepe köyü diyorum ben onlara, isim ya da sayı olarak vermiyorum, 200-300 kişi varlar. Bunların bu 30 küsuru bu duruşmada tanık olarak dinlendi. İçlerinden şu adam ya da şu kadın doğru bir ifade verdi. Evet bu ifadeye biz esas alıp hükümde kullanabiliriz diyebileceğimiz bir tane ifade yok. Hepsi yalanlar ile dolu. Hani dediğim gibi bir saat bile günde iki defa doğruyu gösterir ya, o kadar yalanın içerisinde ifadeleri bir araya getirdiğiniz zaman en az 1-2 tane doğru unsuru yakalayabiliyorsunuz ya da yanlışlıkla ağızlarından kaçırıyorlar. Çünkü her şeyi saklamak mümkün değildir. Gerçek bir şekilde kendini açığa çıkacaktır. İşte bir cümle evde erkek çocuklarım olduğundan hep ben Narin’i Maşallah’a bırakırdım. Buyurun, buna ben yorum yapmıyorum. Yorumu size bırakıyorum. Nasıl yorumlamak isterseniz.

Rojin Davası ile Narin Davasının Karşılaştırılması ​

Diğer bir mevzu yine bu dava kadar meşhur bir dava var önümüzde. Henüz dava aşamasına geçmedi. Savcılık soruşturması devam ediyor. Van’da öldürülen Üniversite öğrencisi Rojin. Maalesef o kadar duygulanıyorum ki, orada bir baba var. Ben de bir babayım. Avukat olmadan önce bir babayım. Rojin’in babası kaybolduğu günden bugüne kadar çalmadık kapı bırakmadı. Arandığı günün ilk gününden itibaren her gün orada yattı, kalktı asker ile beraber. Ben o manzarayı hiç unutamıyorum. Sabah geliyor askerler, adam gidecek bir yeri yok. Sahil kenarında bir yerde yatmış. Çocuğum belki çıkar, gelir diye. Mantığa bakın ya, düşünceye bak, zihniyete bak. Bu adam çalmadık kapı bırakmadı. Bu aile, Kabaiş ailesi hala da koşturup duruyorlar. Kendine tutunacak bir dal arıyorlar. Basın mensuplarından, vatandaşlardan ve devletten. Bu aile de eğer aynı şeyi yapmış olsaydı, kaybolduğu ilk günden itibaren kendi aralarında gizli toplantılar yaparak olayı örtbas etmek yerine, tanıkları susturmak yerine, döverek ya da delilleri karartmak yerine çıkıp da Narin’i gerçek anlamda aramış olsalardı, toplumun nezdinde bu insanların yeri şimdikinden daha farklı olacaktı. Baktı ki toplum, bu insanlar Narin’e sahip çıkmıyorlar, işin içerisinde iş var, dolayısıyla Narin’in bütün ailesi 85 milyon oldu.

Avukatların Davadaki Rolü ve Kamu Davası Yaklaşımı ​

Buradaki ailesi Narin’in avukatı olarak bulunuyor, seyirci değil bunlar, bizde lafı geliyor kendimize sanık vekiliyiz. Biz de Narin’i savunuyoruz kendi açımızdan. Neden? Gerçek katil ortaya çıksın. Müvekkilimin katil olmadığı kanıtlansın. Biz de o anlamda mücadele ediyoruz. Bir nevi biz de Narin için çalışıyoruz. Diğer vekil arkadaşlarımı bilemem. Ve bu davada girdiğimiz günden bugüne kadar meslektaşım da dahil biz bunu bir kamu davası olarak üstlendik. Beş kuruş menfaat uğruna biz bu davaya girmedik. 4 gündür burada kalkıp yatıyoruz, kendimiz yeyip içiyoruz, otel paramızı kendimiz veriyoruz, uçak paramızı kendimiz veriyoruz. Hiçbir menfaatimiz de yok. Tek istediğimiz şey gerçek ortaya çıksın çünkü her şeyin para olmadığını biliyoruz. ve benim de dediğim gibi çocuğum var ve bu dava gibi bu ülkede çok dava var. Umarım benim yaptığımı, bizim yaptığımız davranış diğer bütün Narin gibi, Rojin gibi davalarda avukat arkadaşlara örnek olur. Sadece toplum kurumlar olarak barolar değil, serbest avukat arkadaşlarımız da bu davaya gönül verirler, farklı açıdan bakabilirler. Dolayısıyla Rojin eğer bu aileye bir örnek teşkil etmiş olsaydı, Rojin’in ailesinin yapmış olduğu gibi hareket etmiş olsalardı, emin olsunlar, şurada oturan kalabalık Narin için değil, Adalet için suçluyu şu ya da bu ya da değil, gerçek için burada otururdu, Narin’in avukatlığını yapmazlardı. Dolayısıyla Narin bizim kızımızdır demesinler, Narin onların kızı değil. Narin şurada oturan 85 milyonu temsil eden insanların kızı. Onlar için artık öldü. Onlar o 8 yaşındaki gencecik kız çocuğuna sahip çıkmaya dahi cesaret edemediler. Hala da edemiyorlar. Katilin kim olduğunu içlerinde biliyorlar. Mağdur rolü oynuyorlar. Yani şu mağduriyet filmini oynayabilmek için üç tane karakter seçseniz bunlar kadar güzel oynayamazlar. Bir tiyatro ustasını getirip drama dersi vermeniz lazım ama para bol, belki de drama dersi almışlardır. İçeride, dışarıda, köyde onu da yapabilirler.

Ailenin Maddi Durumu ve “Er Ryan’ı Kurtarmak” Benzetmesi ​

Para çok bunlarda. Satacak daha 400 dönüm tarlaları var. Sata sata bitecek o tarlalar. Yargıtaydan bu dosya gelene kadar sata sata biter o tarlalar. Savunma yapıyorum kesme. Spielberg’in çok güzel bir filmidir. Bir grup asker takım asker Ryan ismindeki bir askeri abluka altından kurtarıp canları pahasına, ölme pahasına kurtarmak için verdikleri mücadeleyi anlatan güzel bir film ve sahne de çok gerçekçidir. Bu mahkemede sanık tarafının oynamış olduğu senaryoda aynı Er Ryan’ı kurtarmak filmine benzetiyorum ben. Bunu mecazi anlamda kullanıyorum. Enes’i kurtarma filmi, yani Enes’i kurtarmak için bildiğiniz bir film hazırlamışlar kafalarında.

Enes’i Kurtarma Çabaları ve Delil Karartma ​

Koskoca bir köy kaç kişilik insan var bilmiyorum, 200-300, bir araya gelmişler. Biz nasıl bu Enes’i bu işin içerisinden çıkartır, kurtarırız. Ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Döve döve, söve söve, parayla insanları kandırarak, etki altına alarak, insanları yanıltarak, tanıkları yanıltarak, delilleri karartarak. Ya düşünün 3600 kişilik insan 19 gün boyunca Narin’i aradı. 50 tane drone, 2 tane İHA, 20 küsur köpek, onlarca makine. Türkiye Cumhuriyeti’nin en büyük kurtarma operasyonu yapıldı ama buna rağmen bir karış toprakta, o bir karışık yerde o kız bulunamadı. İmkansız bulunamaması. Neden bulunamadı? Narin aranırken yanlış hatırlamıyorsam 95 sahte ihbar, 2 tane yangın, büyük yangın. Sanığın akrabalarının evinin önünde yangın. Narin’in terliğinin aynı renginde ve modelinde bir yerlerden terlik bulma, işte kırmızı beyaz arabalar, gelen giden vs. Tanıkları yanıltmak, jandarmayı yanıltmak. Eğer bu davranışlar olmamış olsaydı Narin o devletin üstün çabası ile ilk 3 gün içerisinde bulunurdu. Ama bunlar Narin’in bulunmasını da istemediler. Yani bir halt kabahat işlediler, suç işlediler ve o kız çocuğunun bulunmaması için ellerinden geleni yaptılar. Ne umdular? Belki bulamadan çekerler, giderler. Biz bu işten kurtuluruz ya da hasbelkader bulunursa bile o zamana kadar deliller kaybolur, suyun içerisinde akar gider. Bize ait bir şey çıkmaz, biz de bu işten yırtarız diye düşündüler ama kurdukları hikayenin sonu umdukları gibi bitmedi. Şu anda burada oturuyorlar, bitmeyecek de.

Kaybolma Saatinin Sürekli Değişmesi ve Cinayetin Şekli ​

Sayın Salim Güran Muhtar ilk komutan ile kızın kaybolmasının ardından yapmış olduğu konuşmada kızın kaybolduğu saat için 15:00-15:30 saatlerini veriyor. İlk konuşmadan sonraki konuşmasında bu 15:00, 15:30, 16:00, 16:30 oluyor. Sonra ki konuşmasında 17:00-17:30 oluyor. Eğer bir konuşma fırsatı verseydiniz bu 17:30, 18 mi 19 mu olurdu bilmiyorum artık. Sürekli kaybolma saatini farklı saatler olarak değiştirmeye çalıştılar. Bir şeyleri ört bas etmeye çalışıyorlar. Bu apaçık ortada. Peki bu kadar şeyi niye yapıyor bu köy? Yani 200-300 kişilik bir köy ve bu üç sanık neden böyle bir çabanın içerisine giriyor? Nevzat’ı kurtarmak için mi? Nevzat kim ki? Kendi ifadeleri, Nevzat bunların kapısında köpek olamaz. Tavuklarına kış kış bile diyemez. Evlerinin önünden geçemez. Kendi ifadeleri ve bu kadar örtbas etmeyi, delil karartmayı Nevzat için mi yapacaklar? Her şey ortada. Bu bu suçu işleyenler bunlar. Peki bu Nevzat’ın bu ailenin içinde ne kıymeti var? Ne değeri var? Bir de şu açıdan bakın, cinayetin oluş şekline baktığınız zaman ani gerçekleşen bir cinayet bu. Savcı hanım da tasarlamadan dolayı değil, anladığım kadarıyla ona istinaden bir mütalaa hazırlamış. Ani işlenen bir suç. Yani bir anlık olup biten bir suç ve dolayısıyla ailenin içerisinde işlenen bir cinayet olduğu çok açık. Aile içerisinde işleniyor bu cinayet.

Nevzat’ın Suça Dahil Edilmesi ve Rolü ​

Nevzat’ın bu cinayete ne katkısı olur? Sevilmeyen bir adam, neydi ne demişti birisi, Arif miydi? O kadar fesat bir insanmış ki Nevzat, ailece bağlarını kesmişler. Enes savcılık soruşturmasında ne diyor? Nevzat bu işi yapabilir. Eğer Salim tehdit ettiyse ya da para verdiyse bu işi yapacak kadar işte kötü kötü laflar söylüyor. Böyle bir adamdır diyor. Yani Nevzat’ın bu suça nasıl gireceğini de zaten kendileri çok iyi biliyorlar. İki şekilde sokabilirler bunu. Ya tehdit ederek sokarsınız bu adamı suça ortak edersiniz ya da para teklif ederek. Çünkü maddi durumu iyi değil. Bildiğiniz sıradan bir sıvacı. Karnını zar zor doyuran bir adam. Bunlardan alacağı 50 bin lira, 100 bin lira ya bile ihtiyacı olabilir, yapabilir. Ee dolayısıyla suça da iştirak etti, cinayete iştirak anlamında demiyorum. Bu suça onu da soktular sonunda. Peki neden Nevzat diyorlar? Ya köyde bir sürü insan var, bir sürü insan varken neden Nevzat’ı çağırdı Salim, cenazeyi Nevzat’a verdi? Kendi savunmalarından örnek vereceğim, o gün düğün için herkes köyden gitmiş. Köyde kimse kalmamış. Sözde köyde kimse kalmadıysa ve Salim’in en yakın, en iyi arkadaşı, samimi dostu Nevzat ise aralarından sır akmıyormuş. Bütün ifadeler, tanık beyanları da dahil, aynı şeyi söylüyor. Yedikleri, içtikleri bir gitmezmiş ve 10 dakika, 9 dakika önce de telefonla konuşuyorlar, telefonla konuşuyorlar. Salim neyi biliyor? Nevzat evinde. Ben Nevzat’ı biliyorum diyor, ben onu kontrol ederim, ne dersem yapar. Çağıracağım ilk insan Nevzat tabi, ağabeyleri yok,kardeşleri yok, çocukları yok. Hepsi davetiye dağıtmaya gitmiş. Sonuçta kimi çağıracak? Nevzat’tan daha iyi kukla bulabilirler mi? Bulmuşlar, yaptırmışlar. Dolayısıyla Nevzat’ın bu cinayetin içerisinde iştirakçi olarak bulunabilmesi için aile ile olan ilişkileri dikkate aldığınız zaman hiç sebep yok. Hatta tam tersi. Böyle işin için Nevzat ancak vasat tarafını işte cenazeyi alıp götürüp bir yerlere saklamak için adi işleri yaptıracak kadar da güçlü insanlar. Dolayısıyla Nevzat’ı bu konuda çok güzel kullanmışlar. Er Ryan’ı kurtarmak dedim ya sayın başkanım. İfadelere baktığınız zaman ifadelerde çok enteresan bir şey var. Şöyle bir durum var, Narin kaybolduğu ilk günden itibaren bu arkadaşlar, bu sanık arkadaşlar bir gayretin, bir çabanın içerisine girmişler. Nasıl bir gayret bu kendilerine her zaman aralığında bol bol tanık yaratmışlar. Belirli insanlar varmış da onlar ile buluşmuşlar, o gelmiş, bu gitmiş. Kendilerine tanık üretmeye çalışmışlar. Bakın çok ilginçtir, saat 15:00 ile 16:00 arasında 1 saat içerisinde, Salim o zaman içerisinde tam 7 kişi ile muhatap olmuş. Yüksel Güran 9 kişi ile muhatap olmuş, bu 1 saat içerisinde Enes Güran 16 kişi ile muhatap olmuş. Bir saat içerisinde Nevzat ise üç . O üç kişi de kim biliyor musunuz? Eşi Gazal, Salim ve Yüksel. Cesedi alıp götürme anında, şimdi bakın 1 saat içerisinde Enes 16 kişi ile muhatap oluyor, belki de 1 hafta içerisinde köyde görebileceği insan sayısı kadar insan ile, 16 kişiyle 1 saat içerisinde muhatap olmuş. Orada oturmuş, burada görmüş, şurada görüşmüş, şurada konuşmuş. Hani bir de şu gerçek var. Hani bu köyde herkes davetiye dağıtmaya gittiydi? Bu kadar insanı siz nereden buldunuz konuşacak? Bu kadar insanı tanık yapacak? Bu kadar insanı nasıl buldunuz? Aradaki çelişkiliyi anlatabildim mi sayın başkanım? Hem düğün davetiyesi dağıtmaya gittiler, hem de bu kadar tanığı kendilerine şahit olarak uyduruk tanığı, yalancı tanığı oluşturabildiler. Ama Nevzat’ın bu davada farklı bir önemi daha var.

Nevzat’ın İfadeleri ve Güvenilirliği ​

Davanın başladığı ilk günden bugüne kadar sanıkların, diğer sanıkların yapmış olduğu tek şey Nevzat’ı suçlamak, katil odur demekten başka hiçbir şey yapmadılar. Nevzat ne yaptı? İfade değiştirdi diyorlar. Ya evet toplam en son mahkemede verdiği ifade ile birlikte 3 defa ifade değiştirdi ama bu değişen ifadenin içerisinde sabit olan bir kaç unsur vardı. Her zaman cesedi Salim verdi ve her zaman dedi ki bana Salim şundan dolayı öldürdüm dedi diye söyledi. Yani öldüren kişi ve sebebini söyledi ve kimden aldığını söyledi dolayısıyla Nevzat’ın vermiş olduğu beyanların birbirleri ile farklı olması davanın esası açısından çok şey değiştirmiyor. Bizim önümüzü açan asıl ifade Nevzat’ın ifadesi. Sayın savcım da zaten mütalaayı kurarken kısmen Nevzat’ın ifadelerini dikkate alarak kurmuş. Bakıyorsunuz baz raporlarını hazırlayan arkadaşlar Nevzat’ın ifadesini dikkate alarak baz raporlarını hazırlamışlar. Bazı unsurlarda Nevzat’ın o değişik, farklı dedikleri ifadeler bile bu mahkemede itibar görmeye layık ifadelerdir. Diğerlerine baktığınız zaman onlar da defalarca ifade değiştirmişler ama hangi ifadesini hükme esas alacaksınız? Mümkün değil ayırt etmek. Dolayısıyla Nevzat’ın vermiş olduğu ifade bu mahkemede huzurunda bizim açımızdan itibar görebilecek tek ifade, tek savunmadır. Diğer deliller ile ilgili tartışma konusuna girmeyeceğim. Tek tek delilleri burada tartışmayacağım. Hazırlık yapmıştım ancak dün sayın meslektaşım eski baro başkanımız Nahit Eren, delilleri o kadar güzel ortaya koydu ki, bütün çıplaklığı ile ortaya koydu, ben şahsen sanık Nevzat Bahtiyar vekili olarak o delillerin karşısında konuşmaya haya ederim ve o yüzden de ben diyorum, benim açımdan o yüzden.

Bilirkişi Raporlarının Güvenilmezliği ​

İmzalar ve Ciddiyet Eksikliği ​

Önümüzde şimdi bir cinayet davası var. 4 kişi bu cinayetten dolayı yargılanıyor ve siz bilirkişi olarak bu 4 taneyi cinayetten yargılanan kişinin dosyasına bir bilirkişi olarak atanıyorsunuz. Ben bu bilirkişilerden bazı şeyler beklerim. Ufak tefek bir dava değil bu, hani 50-100 bin, 500 bin, 1 milyonluk dava dava olsa kaybedersiniz, para gider tekrar kazanılır ama sonuçta ömür boyu hapis yatacak, 4 tane insanın hayatını etkileyecek bir davaya bir rapor sunuyorsunuz. Dolayısıyla ben bilirkişi olarak sizden beklediğim bazı şeyler olur. Nedir bunlar? Öncelikle samimiyet, sonra ciddiyet, sonra denetlenebilirlik ve en sonda bilimsellik beklerim. Bakıyorum raporlara, samimiyet ve ciddiyet anlamında bakıyorum, fark etmişsiniz belki, dilekçemde belirttim ama arkadaşlar da burada duysun diye söylemek istiyorum. İki ayrı rapor var elimizde. Birincisi kök rapor, diğeri ek rapor. Her iki raporda da ayrı ayrı sayfalarda paraflar var. Normalde bizim resmi olarak paraf diye bir şey yoktur. Bizim sistemimizde her sayfaya imzamızı atarız. 4 sayfalık bir dilekçe yazdıysak her sayfaya imzamızı atarız. Siz de hakim olarak her sayfaya imza atarsınız, paraf atmazsınız. Bakıyorsunuz her sayfada paraf var. Paraf imza yerine geçmez. Hadi geçti diyelim, onu da kabul edelim. Her paraf birbirinden farklı efendim. Hiçbir paraf birbirini tutmuyor. Parafları da geçelim dedik, yani hadi altı üstü paraf ne olacak. Bakıyorsunuz en son kısma, yani sonuç kısmının altındaki imzalara bakıyorsunuz, iki raporda da 6 tane imza var. Her birisi birbirinden farklı. Hiçbir imza birbirini tutmuyor. Yani siz bir rapor hazırlıyorsunuz, hazırladığınız rapordaki ciddiyete bakar mısınız? Attığınız imzalar bile birbirinin aynı imzalar değil. Kaldı ki ben eminim, yani incelediğimiz kişiler de aynı şeyi söyledi. Bu imzalar aynı imzalar değil. Bir kişi atmış bu imzaları. Farklı farklı bir kişi atmış imzaları. Geçmiş imzalar sahte belki de bilmiyorum. Bu kişilere ait de olmayabilir. Cumhuriyet Savcılığına bu konuda şikayette bulunduk. Şu anda soruşturma devam ediyor ama hangi aşamada o konuda bilgim yok.

Veri ve Ölçüm Hataları ​

Diğer bir örnek, yine bakın hep rapordan gidiyorum, ek rapor istediniz, şeyden bilirkişiden. Bize ek rapor gönderdi dedi ki, nasıl yaptın bu ölçümleri? Bize bir anlat. Bizi ikna et ki içimiz rahat olsun. Kabullenelim bunu. Böyle bir rapor yapılırmış, kabullenelim. Bakıyorsunuz efendim, rapor içerisinde bilirkişinin koyduğu fotoğraflara bakıyorsunuz, fotoğrafı görüyor musunuz? Baz haritaları fotoğrafı Kırşehir’e ait efendim. Kırşehir iline ait baz fotoğrafını baz istasyonu fotoğrafını Tavşantepe köyü ile ilgili olan bilirkişi dosyasına koyuyor. Yan tarafına da bir Google haritası koymuş, üzerinde hiçbir şey, hiçbir bilgi vermiyor. Teknik olarak demiş, bakın demiş, ben şöyle bir program kullanıyorum. Bu program bunları yapıyor, ekran görüntüleri vermiş. Ekran görüntülerini inceliyorsunuz, başka bir yere ait. Tavşantepe köyüne ait değil. Ya ben şimdi ne beklerim? Sen bir bilirkişi olarak gelmişsin, burada iki gün ayrı ayrı inceleme yapmışsın, demişsin ki, oraya gittim, ölçtüm. Burayı ölçtüm, şunu yaptım, bunu yaptım, raporu hazırladım. Ya en azından şuraya koyacağın veriler şuraya koyacağın fotoğraflar Tavşantepe’ye ait olur ama yok. Ama kadar ciddiyetsizler, bu kadar samimiyetsizler. onu da geçtim. Diyorlar ki, biz bu ölçümleri yaparken herkes tarafından bulunabilecek 3 program kullandık. O programların isimlerini de yazmışlar. Ben bir tanesini cebime indirdim. Kendi cebime indirdim. Diğerini de eşimin cebine indirdim. Check etmek için. O programa bu arada 1800 TL de para verdim. O çok pahalı, ahım şahım bir program da değilmiş. Elimde tutuyorum programı, açıyorum, benim eşimin telefonu sizin ki gibi Iphone. Iphone 14 kullanıyor. Benimki uyduruk eski bir telefon. Camı da çatlak, hala değiştiremedim. Programı açıyorum, benim telefonumun aldığı sinyal gücü ile eşimin telefonunun aldığı sinyal gücü birbirinden farklı. Aynı bazdan faydalanıyorlar ama telefonu kalitesi ve modelinden kaynaklı ikisinin de aldığı sinyaller birbirinden farklı. Aynı programı kullanıyoruz ve bu program bilirkişilerin verdiği program. Sayın başkanım, bu program ile yaptım bunu. Burayı da geçiyorum, peki gittiniz Tavşantepe köyüne. Nevzat’ın evinin önünde ölçüm yaptınız. Öbür tarafında da ölçüm yaptınız. Salim’in oraya çıktınız, yaptınız. Arif’in oraya çıktınız, yaptınız. Değerler ölçtünüz, mesafeler ölçtünüz, baz istasyonunun uzaklığını ölçtünüz. Ya şuraya bir geçin, deyin ki, biz Nevzat’ın evinin önündeki sinyal gücünü şu olarak bulduk, frekans aralığı şuydu, baz istasyonuna uzaklığı şu kadardı, yaptığımız hesaplama şudur. Ha biz de deriz ki, gideriz biz de ölçeriz ve oradaki veriler ile karşılaştırırız. Aynı mı, değil mi ama bakıyorsunuz dosyada böyle bir bilgi de yok. Yaptıkları ölçümlere ilişkin bir satır bilgi yok.

Nevzat Aleyhindeki Tek Delil: Güvenilmez Baz Raporu ve Güvenilir HTS Raporu ​

Daha sonra ne yapıyor bu arkadaşlar? Bilirkişi raporunu hazırlayan arkadaşlar, benim müvekkilim Nevzat Bahtiyar’ın şu davada iştirak halinde cinayete iştirakten yargılanmasına sebebiyet veren tek delil, bak tek, başka hiçbir delil yok, bir tane diğer sanıkların bir tane tanık ifadesi yok, bir tane DNA yok, ya da başka ne ararsanız aleyhinde şu baz raporundan başka bir tane delil yok, Nevzat hakkında ve çıkıyorsunuz bir raporla bir insanı bir cinayete iştirak etmiş gibi gösteriyorsunuz. Bir cümle ile 15:10 ile 15:18 arasında Arif ile Salim’in evinin oralarda geziyor. Ama ben müvekkilime soruyorum, var mı böyle bir şey? Allah Kur’an nimet çarpsın, diyor. Ben evimin oradaydım. Şimdi ben böyle uyduruk bir rapora mı güveneyim yoksa müvekkilimin söylediği beyana mı güveneyim? Baz raporları ile ilgili söyleyeceğim şey bu kadar. Dolayısıyla baz raporunu kabul etmiyoruz, sebeplerini açıkladık. Ama şu HTS raporu var elimizde. Şu rapora hiçbir diyeceğim yok. 22 yıllık Avukatım, girdiğim yüzlerce davada şu HTS raporu delil olarak kabul edilip hükme esas alınıp insanların cezalandırıldığını gördüm, çok gördüm ve Yargıtay tarafından da kabul edilen inkar edilmeyen bir uygulama. Ama şuna geldiğimiz zaman maalesef onu söylemem mümkün değil. Hani biz bu yargılama, bu cinayet yargılaması deneme tahtası mı? Bu üçüncü davaymış, burada deneniyormuş, yav gidin bunu ufak tefek suçlarda deneyin ya. Hırsızlık suçunda deneyin, araba çalıntı davalarında deneyin. Deneyin oluyor mu tutuyor mu, doğru mu, değil mi? check edin. Ha ondan sonra getirin 4 tane yargılanan insanın cinayet davasında kullanın. Yani böyle basit bir dava değil ki. Deneme tahtası gibi bu raporlar bu hesaplamalar bir davaya esas olsun ya da kullanılsın. Dolayısıyla imzalardan tutun da içerisindeki diğer hususları dikkate aldığınızda biz bu raporun hükme esas alınabilecek bir nitelikte, bir hukuki belge olduğunu kabul etmiyoruz. Hukuki belge olmaktan çok uzak bir belgedir.

Hediye Güran ve Suçlu Sayısının Artışı ​

Savunmamın içerisinde daha önceden Hediye vardı. Hediye Güran ile ilgili çok güzel şeyler anlatacaktım. Hatta bu suça iştirake sokacaktım. Hatta 4 kişi değiller 5 kişiler diyecektim. Sayın Nahit hocam imamı da kattı, 6 kişi oldular. Bilmiyorum biraz daha kurcalarsak 7-8-9 olabilir. Bilmiyorum artık yeni baz raporları çıkarsa diğer köydekiler ile ilgili baz raporlarını birleştirirsek bütün köy olabilir bence o da mümkündür. Hediye ile ilgili savunmamı yapmayacağım. Sizin ile en son yapmış olduğum görüşmeden sonra ben mutmain oldum ve Hediye’yi savunmamdan çıkartıyorum ve geliyorum müvekkilim sayın Nevzat Bey’in yakalama anına.

Nevzat’ın Teslim Olması ve Salim ile Yoğun Telefon Trafiği ​

Jandarma Kamera kayıtlarını inceledikten sonra, kamera kayıtlarında gelen kırmızı arabayı tespit edince kırmızı arabanın sahibine bakıyorlar. Sahibi Nevzat Bahtiyar’ın oğlu çıkıyor ve oğlunu almak için eve gittiklerinde, arabayı tespit edip oğlunu almaya gittiklerinde eve, Nevzat Bahtiyar diyor ki, aradığınız kişi oğlum değil benim deyip kendisi teslim oluyor. Yatağın altında, yorganın üstünde, işte sandıkta falan çıkmadı yani. Kendisi kapıya çıkıp aradığınız kişi benim diyerek teslim oldu. Diğer bir mevzu Salim Güran ile 3 ay boyunca toplam konuşma sayıları 45’miş. 45 defa konuşmuşlar. Bu iki günde bir konuşmaya tekabül ediyor. İki günde bir ben öz ağabeyim ile bu kadar konuşmuyorum. İki günde bir, beş gündür buradayım daha ağabeyimi aramadım ama bunlar o kadar samimiler ki, iki günde bir konuşacak kadar. Hani 3 ayda 45 konuşma, az değilmiş yani.

Sanıkların Delil İsteme Stratejisi ve Su Kesintisi Tartışması ​

Diğer bir mevzu, Onur bey şöyle bir ithamda bulunmak istedi gibi anladım sanki, doğru yanlış bilmem. Hakkıdır, savunma yapıyor. Hani onlar bir sürü delil istiyorlar, biz onu da istiyoruz, bunu da istiyoruz, şu delili de getirin, bu delili de getirin, DARA’yı istediler. DARA’da bir şey çıkmadı. Onu istediler, bir şey çıkmadı daha yeni yeni şeyler istemeye devam ediyorlar. Neden istiyorlar bunları? Şahsi kanaatimiz, içinden bir şey çıkmayacağını biliyorlar ve mahkeme heyetine diyecekler ki, bakın bütün delilleri toplattık, onu da aldık, bunu da aldık, hiçbir delil çıkmıyor aleyhlerine diyecekler. Kendilerine çıkmayacak deliller ile meşguller yoksa davanın esasına yarayacak hiçbir delil yok. İçerisindeki sizde çoğunu reddettiniz zaten, biz savunma açımızdan çok da doğru bir karar verdiniz. Suların kesik olma meselesi, ben bunu tartışmaya değer bile görmüyorum. Müvekkilim sular kesikti diye iddia ediyor. Sanık Salim de evet diyor. Sular kesikti, o yüzden su için aradı diyor. İnkar etmiyor. Artık bunu tartışacak bir noktası kalmamış. Yani DSİ’den gelen raporda akıyormuş, akmıyormuş falan. İkisi de itiraf ediyorlar, kabul ediyorlar, olay bitmiş.

Adımsayar Verilerinin Güvenilmezliği ve Soğukkanlı Cinayet Delili ​

Adım sayar çok önemli. Çok önemli bir noktaya geldik. Adım sayar. Şimdi telefonlarımıza uygulama yüklüyoruz. Adım sayar isminde belki çoğumuzun cep telefonunda yüklüdür bu program ama öyle bir program ki adım sayar elinizle taşırsanız farklı ölçüm yapıyor, cebinize koyarsanız farklı ölçüm yapıyor. Çantada taşırsanız farklı ölçüm yapıyor. Bu kadar farklı ölçen bir alete ben adımlarımı saydırırken ne kadar güvenebilirim? Salim Güran o telefonu taşırken neresinde taşıdı, nereden bileyim? ya da iki eliyle bir şeyler yaparken telefonu belli bir süre 15-20 dakika bir yere koyduğunu nereden bileyim? çünkü Allah rahmet eylesin Narin’in o cansız bedenini oradan oraya taşırken, getirirken, götürürken delilleri elleri ile yok etmeye çalışırken muhtemelen o telefon zaten iki elinden birisinde olmadığı kesin. Bir yere koymuştur. Dolayısıyla da biz o adım sayarlara da inanmıyoruz. Hatta benim çok güzel bir lafım var. Bu adım sayarlar ile ilgili hani 45 adım kalmış ya, efendim olay saatlerinde 45 adım yapılmış. Çok güzel bir roman ismi olur. Mükemmel bir roman ismi. 45 adımda cinayet demiştim. Aynen öyle. 45 adımda cinayet. Bu davanın özet iddiası da bu olabilir yani. Diğer bir mevzu banka ödemesi. Cinayet saatinin olduğu saatlerde bir iki tane banka ödemesi var. Bu banka ödemesi nasıl açıklarım, nasıl izah ederim? Bunun ötesi, gerisi yok. Benim açımdan Nevzat Bahtiyar’ın avukatı olarak benim açımdan bu banka ödemelerinin tek bir anlamı vardır. Salim Güran ya soğukkanlı bir katildir. Soğukkanlı hani Soğukkanlı bir katil profili çiziyorlar ya müvekkilim için asıl soğukkanlı kendisi. Cinayetin işlendiği saatlerde iki tane fatura ödeyebilecek kadar soğukkanlı. Olayın olduğu güne ilişkin son sözlerimi söyleyeceğim, bitireceğim sayın başkan, sizi daha fazla sıkmayacağım.

Narin’in Son Konumu ve Cinayet Mahalli ​

Müvekkilime isnat edilen bir iddia vardı. Narin tepeyi tam çıkmak üzereyken aldı Nevzat götürdü, ahırda boğarak öldürdü dediği iddiaları vardı. Bu iddialar duruşmada ve duruşma öncesindeki ifadeler ile Narin’in kız arkadaşlarının beyanları ile ortaya çıkmıştır ki Narin o saatlerde tepeye çıkmış. Kaldı ki keşif görüntülerinde bu ortaya kondu. Dolayısıyla Narin’in Nevzat’ın olduğu patikanın üst kısmı, çıktığı evinin olduğu yere geldiği kesinleşti. Aynı zamanda elimizde Ulusal Kriminal raporu var. Ulusal Kriminal raporunda da “olduğu düşünülüyor” diyor ama deliller ve ifadelere baktığımız zaman artık Narin’in o tepeyi çıktığı, bizim açımızdan kesinleşmiştir ve Narin’in çıktığı yere bakarsanız sayın başkanım, Kriminal gösterilen noktaya yere bakarsanız eğer o nokta aslında bize cinayet mahallinin neresi olduğunu çok güzel gösteriyor. Tepenin üzerine çıkmış, ortadaki boş alanın ortasına gelmiş Narin. Onların evinin giriş sağ tarafta, girişin sağ tarafını geçmiş ahıra doğru gidiyor. Dolayısıyla ölümüne sebebiyet veren ne olduysa gördüğü en son gördüğü en son şey ne ise o şey ahırda ya da ahırın etrafında bir yerde oluyordu. Dolayısıyla cinayet mahalli bizim açımızdan da ahırdır.

Cinayet Saati ve Nevzat’ın Tahliye Talebi ​

Cinayetin saatine gelince, bitiriyorum, bizim açımızdan cinayetin saatine gelince 15:11’de patikaya girdi. 2 dakikada yukarıya çıktı, 15:13. 2 dakika ahırın olduğu bölgeye gelsin, 15:14. 15:14’te ne gördüyse gördü. Ölüme sebebiyet verilen şeyi 15:14’te gördü. 8 yaşındaki bir çocuğu öldürmek boğmak en fazla süreceği 2 dakikadır ve benim şahsi kanaatim o kızcağızın ölüm saati 15:16’dır efendim. 15:16’da Narin bu dünyaya gözlerini yumdu. Daha fazla konuşmayacağım, mütalaaya bakarak hukuki boyutun cezai ve hukuki boyutuna ilişkin savunmayı meslektaşım yapacak. Bu iştirake girer mi, girmez mi bu konuda değerlendirmeleri o yapacak. Ben son taleplerimde bulunayım. Müvekkilim Nevzat Bahtiyar’ın cinayete iştirak ettiğine ilişkin somut ve kesin bir delil, dosya kapsamında şu ana kadar bulunamamıştır ve müvekkilimin dosyada isnat edilen suçun vasfının değişme ihtimali de yüksektir. Bu nedenle mahkemenizin kararıyla beraber tahliyesini de arz ve talep ediyorum.

Back to top
Nevzat BAHTİYAR
Law. Adnan ATAŞ
  • UpdatedNov 29, 2025 17:24 UTC
  • Render time⏱️ 800 ms
  • About
  • FAQ
  • Edit this page
  • Report an issue